Balıkçılık Faslı

Ülkemizde Ortak Balıkçılık Politikasına Uyum Çalışmaları

 

AB Müktesebatı ile mevcut uyumsuzlukları gidermek amacıyla Avrupa Birliği Ortak Balıkçılık Politikalarına uyum çalışmaları, mülga Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde başlatılmıştır (Haziran 2001).

 

 

 

Aday ülkelerdeki mevzuatın Avrupa Birliği mevzuatına uygun hale getirilmesi, uygulanması ve yürürlüğe konulmasına odaklanan iki taraflı işbirliği projeleri yürütülmesi çerçevesinde Eşleştirme (Twinning) çeşitli Bakanlıklarca kullanılmakta olan bir araçtır. Bu kapsamda, Bakanlığımızca 2005 yılının Ocak ayında “Su Ürünleri Sektörünün Yasal ve Kurumsal Olarak AB Su Ürünleri Müktesebatına Uyum Projesi (TR-03-AG-01)” uygulamaya konulmuştur.

 

 

 

KATILIM ÖNCESİ PROGRAMI KAPSAMINDA FİNANSE EDİLEN

 

AVRUPA BİRLİĞİ PROJESİ (Eşleştirme Projesi TR–03-AG–01)

 

Projenin Hedefleri

 

2005 yılı başında başlayan Su Ürünleri Eşleştirme Projesi su ürünleri politikası açısından Türkiye’nin yasal ve kurumsal anlamda Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamasını desteklemeyi amaçlayan bir AB projesidir.

 

Proje çerçevesinde aşağıdaki sonuçlar hedeflenmiştir:

 
  • Proje sonunda Su Ürünleri mevzuatının temel bölümlerinin AB müktesebatına uygun hale getirilmesi.
  • Su ürünleri idaresinin 2005 yılı sonuna kadar yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesi.
  • Su ürünleri sektöründe biyolojik, ekonomik ve sosyal anlamda sürdürülebilir gelişmelerin kaydedilmesi.
  • AB müktesebatına uygun hale getirilmiş yeni mevzuatın 2006 yılının sonunda uygulamaya konulması.
 

Projenin Bileşenleri

 

1. Bileşen - Kurumsal Güçlendirme, Mevzuat ve Yapısal Politika

 

Projenin bu bileşeni çerçevesinde mevcut AB mevzuatına ve proje sırasında yürürlüğe girecek mevzuata uyum sağlamak için gereken yasal değişiklikler yapılacaktır.

 

2. Bileşen - Koruma, Kontrol ve Kaynak Yönetimi

 

AB gereklilikleri uyarınca, Türkiye’deki balıkçılık faaliyetlerinin idari kontrollerinin sağlanması için bir Balıkçılık İzleme Merkezi (BİM) kurulması gerekmektedir. Bu sonuca ulaşmak için hedeflenen oluşumlardan ilki Türk Balıkçı Gemisi Kayıt ve Bilgi Sistemi’nin hem balıkçılık idaresinin özel ihtiyaçlarına hem de AB yönetmeliklerine uygun olacak şekilde uyarlanmasıdır. İkincisi, zor ancak çok önemli bir konu olan av/kota kontrolü ve stok yönetimi konusudur. Üçüncü ise projenin himayesinde bir Uydudan Gemi İzleme Sistemi’nin (GİS) kurulmasıdır. Sonuncusu, proje tarafından sağlanacak yeni araçlar ve imkanlarla balıkçılık denetçilerine limanda ve denizde, uygulamalı balıkçılık kontrolleri üzerine odaklanan eğitimlerin verilmesidir.

 

3. Bileşen - Pazarın Ortak Örgütlenmesi

 

Genel amaç, balıkçılık ve yetiştiricilik ürünleri için pazarların ortak örgütlenmesine ilişkin müktesebatın kabul edilmesi ve uygulanmasıdır.

 

4. Bileşen - Bilgi Sistemi

 

Su Ürünleri konusunda gerekli tüm bilgilerin işlenmesi amacıyla, Balıkçılık İzleme Merkezi (BİM) ve Gemi İzleme Merkezi (GİM)’nden oluşan Su Ürünleri Bilgi Merkezi (SÜBİM) bütünleşik bir Bilişim sistemi altında Ankara’da kurulması hedeflenmiştir.

 

Proje Kapsamında Gerçekleştirilenler:

 

·         Kamu kurumu ve balıkçılara yönelik 36 faaliyet çerçevesinde 603 kişi eğitim almıştır.

 

·         29 adet Liman Büroları için izin alınmıştır.

 

·         50 adet Su Ürünleri Mühendisi açıktan atanmıştır.

 

·         Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir (Haziran 2004)

 

·         Türkiye Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği üretici örgütlenme yapısına dahil olmuştur (Aralık 2003)

 

·         Su Ürünleri Kanunu değişiklik yasa tasarısı, TBMM gündemindedir.

 

Proje 9 Temmuz 2007 tarihinde tamamlanmıştır.

 

Eşleştirme projesinin ardından AB’ye uyum çalışmaları Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından sürdürülmektedir.

 

 

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 03/06/2011 tarih ve 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü (BSGM)kurulmuştur. Bakanlığımızda su ürünleri ile ilgili görevler BSGM, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü (GKGM) tarafından yürütülmektedir.

 


Müzakere Süreci

 

 

Müzakereler, adaylık sürecinin bir sonraki aşamasına geçişi sağlayacak en önemli adımdır.

 

Aralık 1997’de gerçekleştirilen Lüksemburg Zirvesi’nde adaylık statüsü verilen on iki aday ülkeden, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Slovenya, Estonya ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile 31 Mart 1998 tarihinde müzakerelerin ilk aşaması olan tarama süreci başlatılmıştır. Bulgaristan, Romanya, Malta, Letonya, Litvanya ve Slovakya ile müzakereler Aralık 1999 tarihinde gerçekleştirilen Helsinki alınan kararla Zirvesi’nde 15 Şubat 2000 tarihinde başlatılmıştır.

 

Müzakere kararının alınmasını takiben her aday ülke için bir Hükümetlerarası Konferans oluşturulmaktadır. Hükümetlerarası Konferans, bir tarafta aday ülkenin; diğer tarafta üye ülkelerin yer aldığı iki taraflı bir yapılanmadır. Tarama sürecinin başlatılması, ilk olarak hangi konu başlıklarında müzakerelerin açılacağı ve süreçle ilgili diğer konular bu Konferans’ta karara bağlanmaktadır. Müzakereler, sürecin ilk aşaması olan “tarama” ile başlatılmaktadır. Aday ülkenin müzakerelere hazırlanmasını ve katılım öncesi sürecin hızlandırılmasını hedefleyen “tarama” döneminde esas olarak, Topluluk müktesebatı ile aday ülke mevzuatı arasındaki farklılıklar belirlenmekte ve müktesebat aktarımında karşılaşılacak sorunlar ölçülmektedir. Tarama iki aşamada gerçekleştirilmektedir. Birinci aşama olan tanıtıcı taramada Avrupa Birliği müktesebatına yönelik olarak açıklamalarda bulunulmakta, daha sonra ikinci aşamada aday ülke tarafından kendi ülkesindeki düzenlemeler hakkında Birliğe bilgi verilmektedir. Bu iki dönem arasında Avrupa Birliği tarafından ilgili başlık hakkında aday ülke tarafından yapılmakta ya da yapılacak olan düzenlemeler hakkında yazılı olarak açıklamalar istenmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti, 13. Fasıl olan Balıkçılık ile ilgili tanıtıcı tarama sürecini 24 Şubat 2006 tarihinde, ayrıntılı tarama sürecini ise 31 Mart 2006 tarihinde Brüksel’de tamamlamıştır.

 

Müzakereler iki seviyede yürütülmektedir. Üye ve aday ülkelerden bakanların katılımıyla gerçekleşen hükümetlerarası toplantılarda temel pozisyonlar ve stratejiler ortaya koyulmakta, siyasi konular ele alınmaktadır. Teknik düzeyde yürütülen esas müzakereler ise, AB Daimi Temsilcileri (COREPER) ve aday ülke baş müzakerecisi başkanlığındaki müzakere heyetleri arasında yapılmaktadır.

 

Katılım müzakerelerinde AB Komisyonu, tarama sürecini yürütmekte, Konsey için gerekli belgeleri temin etmekte, aday ülkelerin pozisyon belgelerine karşılık Dönem Başkanlığı ile birlikte taslak AB pozisyon belgelerini hazırlamakta, müzakerelerle ilgili teknik konuları koordine etmekte ve gerekli hukuki düzenlemeleri hazırlamaktadır. Komisyon ayrıca, aday ülkelerle gerek duyulan konularda resmi olmayan temaslar kurmakta ve müktesebatın uygulanmasına ilişkin tavsiyelerde bulunmaktadır.

 

Komisyon’un hazırladığı taslak pozisyonlar, Konsey’e bağlı olarak oluşturulan Genişleme Grubu’nda tartışılmakta ve son şekli verilerek Konsey tarafından onaylanmaktadır. Konsey Dönem Başkanlığını üstlenen ülke Dışişleri Bakanı veya Daimi Temsilcisi seviyesinde müzakere başkanlığını yürütmekte, Konsey Sekreteryası da müzakerelerin sekreterya hizmetlerini üstlenmektedir.

 

Müzakereler süresince Avrupa Parlamentosu da aday ülkeler için hazırladığı raporlarla tutum belirlemekte, görüş bildirmekte ve son aşamada basit çoğunluk oylama sistemiyle Katılım Antlaşmalarını onaylamaktadır.

 

Tarama sürecinin tamamlanması ve Hükümetlerarası Konferansın kurulmasıyla müzakerelerin başlatılacağı konu başlıkları belirlenmekte, ardından aday ülkelerce hazırlanan “Pozisyon” ya da “Tutum Belgeleri” Komisyon’a iletilmektedir. Komisyon her Pozisyon Belgesi’ni inceledikten sonra, aday ülkelere cevaben Topluluk yetkisi altındaki alanlarda bir Ortak Pozisyon Taslağı hazırlamaktadır. Bu taslak ile ilgili olarak Komisyon ve aday ülke arasında mutabakat sağlanmasının ardından Ortak Pozisyon belgesi hazırlanmakta ve Konsey tarafından oybirliği ile onaylanarak resmi hale gelmektedir. Resmi olarak kabul edilen bu Ortak Pozisyon Belgesinin aday ülkeye gönderilmesi ardından konu başlığına ilişkin müzakere açılmaktadır.

 

Aday ülkeler, AB mevzuatının tümünü üstlenmek ve uygulamakla yükümlüdür. Ancak bazı alanlarda mevzuatın uygulanması aday ülkeye önemli sıkıntılar ve mali yükler getirebilmektedir. Bu aşamada aday ülke tarafından bir geçiş süresi ya da istisna (derogasyon) istenebilmektedir. Üzerinde anlaşma sağlanan hususlarda, ilgili müzakere başlığı geçici olarak kapatılmakta ve ilgili konu başlıklarına gerek duyulduğunda geri dönülebilmektedir.

 

Müzakerelerde derogasyonların belirlenmesinin yanı sıra, aday ülkenin Topluluk bütçesine katkısı, AB politikalarına katılım şekilleri vb. diğer konular da ele alınmaktadır.

 

Müzakerelerin tamamlanmasını takiben, Komisyon tarafından taslak Katılım Antlaşması hazırlanmakta, üye ülkeler, ilgili aday ülke, Komisyon ve Konsey’den temsilcilerin yer aldığı bir çalışma grubunda incelenerek tartışılmakta, Antlaşma’ya son şekli Hükümetlerarası Konferans’da verilmektedir. Ardından Antlaşma onaylanmak üzere Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ne sunulmaktadır. Parlamento, ilgili AP Komitesi'nin raporunu da değerlendirerek Antlaşmayı Genel Oturumunda onaylama prosedürüne göre görüşmeye açmaktadır. Bu prosedüre göre onay kararı, Parlamento toplam üye sayısının yarısından bir fazlasının oyuyla mümkün olmaktadır. AP'nin onayı alındıktan sonra üyelik öncesi nihai oylama Konsey'de gerçekleştirilmekte ve oybirliği gerektirmektedir. AP ve Konsey’in onayını takiben Antlaşma, üye ülkeler ve ilgili aday ülke tarafından imzalanmakta, üyelik, Katılım Antlaşması’nın bütün akit tarafların (AB üyesi ülkeler ve aday ülke) kendi anayasal usullerine göre onaylandıktan sonra (meclis onayı ya da referandum) yürürlüğe girmekte, böylelikle katılım süreci tamamlanmaktadır.

 

 

 

MÜZAKERELERDEKİ SON DURUM

 

Balıkçılık başlığı altındaki müzakereler Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve Slovenya ile Nisan 1999’da açılmıştır. Bu bölüm Çek Cumhuriyeti ile Nisan 1999’da, Macaristan ve Slovenya ile Mayıs 1999’da kapatılmıştır.

 

Letonya, Malta ve Slovakya ile müzakereler Ekim 2000’de başlamıştır. Bu bölüm geçici olarak Slovakya ile Ekim 2000’de, Letonya ile Ekim 2001’de kapanmıştır.

 

Bulgaristan ve Litvanya ile müzakereler Mart 2001’de, Romanya ile Mayıs 2001’de başlamıştır. Bu bölüm Bulgaristan ve Litvanya ile Mayıs 2001’de, Romanya ile Haziran 2001’de, Polonya ve Malta ile de Haziran 2002’de geçici olarak kapanmıştır.

 

Müzakereler Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya ile Aralık 2002’de; Bulgaristan ve Romanya ile de Aralık 2004’te sonuçlanmıştır.

 

Müktesebata Uyum

 

Her aday ülkenin bu bölüm başlığı altında görülen müktesebat ile uyumunun son değerlendirmeleri Düzenli Raporlarında ve Kapsamlı İzleme Raporlarında bulunabilir. Adaylık sürecini geçirmiş ülkelere ilişkin bilgiler aşağıda verilmektedir:

 

 

 

Ülkelere göre durum:

 

Bulgaristan

 

Bölümün açılışı: Mart 2001

 

Durumu: Aralık 2004’te kapandı (geçici olarak Mayıs 2001’de kapandı)

 

Geçiş düzenlemeleri: yok

 

 

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (Yeni Üye Ülke)

 

Bölümün açılışı: Nisan 1999

 

Durumu: Aralık 2002’de kapandı (geçici olarak Nisan 2000’de kapandı)

 

Geçiş Düzenlemeleri: Yok – Kıbrıs anlaşmaya varılan amaçlar ve zaman çizelgesine göre Akdeniz’in dışında faaliyet gösteren balıkçı teknelerinin sayısını azaltmayı üstlenmiştir.

 

Çek Cumhuriyeti (Yeni Üye Devlet)

 

Bölüm açılışı: Nisan 1999

 

Durumu: Aralık 2002’de kapandı (Geçici olarak Mayıs 1999’da kapandı)

 

Geçiş Düzenlemeleri: Yok

 

 

 

Estonya (Yeni Üye Devlet)

 

Bölüm açılışı: Nisan 1999

 

Durumu: Aralık 2002’de kapandı (Geçici olarak Nisan 2000’de kapandı)

 

Geçiş Düzenlemeleri: Yok

 

 

 

Macaristan (Yeni Üye Devlet)

 

Bölüm açılışı: Nisan 1999

 

Durumu: Aralık 2002’de kapandı (Geçici olarak Nisan 1999’da kapandı)

 

Geçiş Düzenlemeleri: Yok

 

 

 

Letonya (Yeni Üye Devlet)

 

Bölüm açılışı: Ekim 2000

 

Durumu: Aralık 2002’de kapandı (Geçici olarak Eylül 2001’de kapandı)

 

Geçiş Düzenlemeleri: Letonya belirli sular için bir istisna rejimi talebinde bulunmuştur (Riga körfezinde özel bir koruma rejimi)

 

Geçiş düzenlemelerinden başka istekler: Letonya, ortak piyasa düzeni mevzuatı içerisine bazı türlerin eklenmesi talebinde bulundu (Baltık Çaçası).

 

 

 

Letonya’nın tüm Riga Körfezi’nde özel bir yönetim rejimi talebinde bulunması hususunda, bu bölgedeki özel durum hakkında Letonya tarafından sağlanan bilimsel bilgiler ışığında AB 88/98 (EC) sayılı Tüzüğün katılım amacıyla uyumlaştırılması gereken yasalar listesine dahil edilmesini tavsiye etmiştir. 88/98 (EC) sayılı Tüzüğe uyumlaştırma ara dönem sırasında Katılım Anlaşmasının ilgili ekinde belirtilen yönergelere uygun olarak hazırlanmalıdır:

 

Riga Körfezi’nde avcılık yapmasına izin verilen balıkçı tekneleri motor gücü 221 kW’yi geçmeyecektir;

 

Riga Körfezi’nde avcılık yapmasına izin verilen balıkçı tekneleri bir listede belirtilecektir;

 

Motor gücü (kW) cinsinden ölçülen tüm av kapasitesini verecek şekilde oluşturulan bu liste, Riga Körfezi’ndeki mevcut faaliyet seviyesinin temsil edildiği bir dönem içinde gözlenen miktarı geçmeyecektir.

 

Koruma amaçlı teknik tedbirler ayrımcılık gözetmeyecek ve tüm Riga Körfezi’nde uygulanacaktır. Genel usuller (nispi denge ve Münhasır Topluluk Yetkisi) ve kaynaklara erişimin belirlenmesinde genel bir yöntem üzerinde anlaşmaya varılmalıdır.

 

Litvanya (Yeni Üye Devlet)

 

Bölüm açılışı : Mart 2001

 

Durumu : Aralık 2002’de kapandı (Geçici olarak Mayıs 2001’de kapandı)

 

Geçiş Anlaşmaları : Yok

 

 

 

Malta (Yeni Üye Devlet)

 

Bölüm açılışı : Ekim 2000

 

Durumu : Aralık 2002’de kapandı (geçici olarak Haziran 2002’de kapandı)

 

Geçiş Anlaşmaları : Yok

 

 

 

Malta’nın 25 deniz mili sınırları içerisinde özel yönetim rejimi talebi hakkında, AB böyle bir rejimin Topluluk çerçevesinde kurulacağını ve asli koruma ihtiyaçlarına karşılık geleceğinin önemini belirtmektedir. Malta’nın bu bölgenin özel durumu hakkında verdiği bilimsel bilgilerin ışığında, AB katılım amacıyla uyumlaştırılması gerekenler listesinde 1626/94 sayılı Tüzüğün (EC) yer alabileceğini öngörmektedir. 1626/94 Tüzüğe (EC) uyumlaştırma ara dönem sırasında Katılım Anlaşmasının ilgili ekinde belirtilen yönergelere uygun olarak hazırlanmalıdır:

 

25 millik yönetim alanındaki balıkçılık, küçük ölçekli kıyı balıkçılığı ile sınırlandırılmalıdır. Bu da toplam uzunluğu 12 metreden daha az olan ve aşağıdaki istisnalar haricinde belirtilen motor gücü ile çekilen av araçları kullanmayan balıkçı gemilerini ifade etmektedir. 12 metrenin altındaki gemiler tarafından gerçekleştirilen toplam çaba önceki yılların seviyesini geçemez; ancak, 24 metre toplam boyu geçmeyen trol teknelerine 25 millik yönetim alanı içerisinde belirli trol alanlarında avcılık yapma izni verilebilir. Motor gücü cinsinden (kW) hesaplanan trol teknelerinin toplam av kapasitesi, 25 millik yönetim bölgesi içerisindeki mevcut kapasite seviyesini temsil eden bir dönemde gözlenen miktarı geçemez ve 200 metreden daha sığ sularda balıkçılık yapan her bir trol gemisinin motor gücü 185 kW (250 HP)’ı geçemez. Bu sınırlamalar ilgili bilimsel kurumlar tarafından tavsiye edildiği üzere yeni nitelikli bilimsel kanıtların ışığında yeniden gözden geçirilebilir. AB trol çekilebilen alanların koordinatlarının ve 200 metre eş derinlik eğrilerinin Malta tarafından verildiğine dikkat çekmektedir;

 

Lampuka (Coryphaena hippurus) avına katılan tekne sayısı maksimum 130 ile sınırlandırılır. Halen lampuka avcılığı yapan 12 – 24 m arası 45 tekne bulunmakta olup geri kalan teknelerin uzunluğu 12 m’den kısadır. Genellikle Ağustostan Aralık ayına kadar süren avlanma sezonunda balık toplama gereçleri (fish aggregating device – FAD)’nin tahsisatı ve yerleştirilmesi tüm Topluluk balıkçılarına ayrılık gözetmeden açılmalıdır, ancak bu Maltalı olmayan balıkçılar için 12 milin dışından başlamalıdır;

 

Toplam uzunluğu 12 m’den uzun olan 25 mil yönetim alanında avlanma izni olan ve dip trollerini bulunduran tüm gemiler, “lampara” çevirme ağı ile avlanan, FAD’ler ile lampuka avlayan gemilerle büyük pelajik gırgır ağları ve ton ile diğer yüksek göçmen türler için endüstriyel paraketalarla avcılık yapan gemiler bir listede tutulacaktır. Av çabasındaki muhtemel herhangi artış bölgenin sürdürülebilir korunmasını sağlamalıdır.

 

Av çabası izleme sistemi için ve gerekli görülürse 25 millik yönetim bölgesi içinde lampuka avı için yukarıda belirtilen listeyi oluşturma konusunda ayrıntılı kurallar 3760/92 (EC) sayılı Tüzüğün 18. maddesinde ortaya konan usule uygun olarak benimsenecektir. Etkili izleme yöntemlerine müktesebata uygun olarak karar verilecektir.

 

Av çabası yönetim planının şartları, ilgili bilimsel kurumlar tarafından tavsiye edildiği üzere, stokların korunmasındaki etkilerini değerlendirmek amacıyla yeni nitelikli bilimsel tavsiyelere dayalı olarak Malta’nın katılımıyla yeniden değerlendirilecektir.

 

Malta’nın girişiyle birlikte, farklı av donanımları arasındaki muhtemel anlaşmazlıklar ve bunları azaltmak için muhtemel tedbirler Topluluk seviyesinde ele alınacaktır. 1239/98 sayılı Tüzüğe (EC) uygun olarak 25 mil yönetim alanında dolanan ağların (drift net) kullanımı yasaktır. Bu koruma önlemleri ayrılık gözetmeden 25 mil koruma alanında uygulanacaktır.

 

Malta’nın ortak piyasa düzeni hakkındaki 3759/92 sayılı Tüzüğün (EEC) (104/2000 sayılı Tüzük (EC) ile değişti) Ek 1.A’da bulunan listesine birkaç balık türünün eklenmesi talebi ile ilgili olarak, AB 104/2000 sayılı Tüzüğün (EC) 4’üncü ekine lampukanın eklenmesini kabul edebilir.

 

Polonya (Yeni Üye Ülke)

 

Bölüm açılışı : Nisan 1999

 

Durumu : Aralık 2002’de kapandı (Haziran 2002’de geçici olarak kapandı)

 

Kabul edilen geçiş anlaşmaları: Baltık bölgesindeki çaçanın (Sprattus sprattus) 140/2000 sayılı AB Tüzüğünün 4’üncü ekine dahil edilmesinin kabulü. Polonya, Baltık Denizi’ndeki tüm Polonya münhasır ekonomik bölgesindeki istisna rejimini de içeren tüm diğer taleplerini geri çekmiştir.

 

 

 

Romanya

 

Bölüm açılışı : Mayıs 2001

 

Durumu : Aralık 2004’te kapandı (geçici olarak Haziran 2001’de kapandı)

 

Geçiş Anlaşmaları : Yok

 

 

 

Slovakya (Yeni Üye Ülke)

 

Bölüm açılışı : Ekim 2000

 

Durumu : Aralık 2002’de kapandı (geçici olarak Ekim 2000’de kapandı)

 

 

 

Slovenya (Yeni Üye Ülke)

 

Bölüm açılışı : Nisan 1999

 

Durumu : Aralık 2002’de kapandı (geçici olarak Nisan 1999’da kapandı)

 

Geçiş Anlaşmaları : Yok

 

 

 

Müzakerelere ve genişlemeye ilişkin ayrıntılı bilgiler Avrupa Birliği’nin http://europa.eu/pol/enlarg/index_en.htm adresinden izlenebilmektedir.

ORTAK (OBP) BALIKÇILIK POLİTİKASINDA REFORM

 

 

Balıkçılık Yönetimine Uzun Dönemli Bir Yaklaşım
Filo Politikaları ve Filoya Devlet yardımları
Sosyo-ekonomik önlemler ile ilgili reformlar
Sulara ve kaynaklara giriş ile ilgili reformlar
Kontrol ve yürütme ile ilgili reformlar
Girişimcilerin dahil olması ve katılımcı karar alma üzerine reformlar
Denizcilik Politikası üzerine bütünleşik bir yaklaşım

 

 

 

Yeni önlemler 1 Ocak 2003 itibari ile yürürlüğe girmiştir. Bu önlemler 1993’ten beri OBP’yi yöneten temel kuralları ve Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı Fonu Tüzüğü’nü tadil ederek, yapısını önemli oranda değiştirmiş yerini 01 Ocak 2007 tarihi itibari ile Avrupa Balıkçılık Fonuna bırakmıştır. Teknelerin ıskartaya çıkarılmasını teşvik etmek için (tekne söküm fonu olarak da adlandırılan) acil fon kurulmasını benimsemiştir.

 

Alınan bu kararlar balıkçılık yönetimini verimli kılacak ve uzun dönemde kaynakların sürdürülebilir kullanımı; balıkçılık sektörü mali kapasitesinin iyileşmesini sağlaması amaçlanmıştır. Ortak Balıkçılık Politikasında öngörülen başlıca değişimler aşağıda belirtilmiştir:

 

*  OBP’ nin amaçları; bilimsel tavsiyeler ve balıkçılık yönetimi tedbir yaklaşımına göre sucul canlı kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına odaklanmak üzere gözden geçirilmiştir. Diğer taraftan sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliğini de kapsar.

 

*  OBP Birliğin çevresel, ekonomik ve sosyal yönleri ie sürdürülebilir gelişmesini hesaba katarak dengeyi kurmak suretiyle kesinlikle bütünleşmiştir.

 

Balıkçılık Yönetimine Uzun Dönemli Bir Yaklaşım

 

*  Balıkçılık yönetimine daha uzun dönemli bir yaklaşım benimsenerek, güvenli biyolojik stok limitleri dışında kalanlar için çok yıllık iyileştirme planları ve diğer stoklar için çok yıllık planlar kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu planlar – ilgili devletler için ve özellikleri her bir stok için ve avlandıkları yönteme göre oluşturulmaktadır – çok yıllık yakalama hedeflerini ve herhangi bir durum için iyileştirme planlarını, bu hedeflere göre av çabasının azaltılması, gerekli olduğu zaman planın hedeflerine ulaşmasını da içerecektir. Bunlar aynı zamanda uygun diğer teknik önlemleri de kapsayacaktır. Bu yaklaşım av miktarlarındaki yıldan yıla ani değişimlerin önlenmesini sağlayacaktır ve balıkçılara daha dengeli koşullar altında çalışma ve balıkçılık etkinliklerini daha iyi planlamalarına izin verecektir. Birkaç iyileştirme ve yönetim planı derhal ortaya konması ve 2003 yılında başlaması reform ile planlanmıştır.

 

*  Yeni uygulamalar ile eğer balıkçılık etkinlikleri çerçevesinde kaynakların korunması veya deniz ekosistemine ciddi bir tehdit bulunuyorsa Komisyon tarafından alınan önlemler 6 ay için uygulanabilir ve gerektiğinde 6 ay uzatılabilmektedir. Üye devletler tarafından kendi kıta sahanlıkları için alınan kararlar da üç ay süre ile geçerlidir.

 

*  Üye devletler 12 mil alanı içerisinde tüm balıkçı tekneleri için kaynak koruma ve yönetim önlemleri konusunda karar alabilirler ve uygulayabilirler. Bu kararlar Konseye danışıldığında diğer ilgili üye devletler ve ilgili Bölgesel Tavsiye Konseyi ile ayrımcılığa yol açmayacak şekilde alınacak ve uygulama da herhangi bir Avrupa Birliği koruma önlemi yoksa onun yerini alacaktır.

 

Filo Politikaları ve Filoya Devlet yardımları

 

AB; balıkçılık filolarının av çabalarını kısıtlamıştır. Kullanılabilir durumdaki kaynaklarla avcılık arasındaki dengeyi eşleştirebilmek için daha basit bir sistem benimsemiştir. Önceki sitem olan Çok-Yıllık Yönlendirme Programlarının ki bunların filo kapasite fazlası ve düzenlemede verimsiz olduğu ispat edilmiştir, değiştirilecektir. Yeni sistem Üye Devletlere balıkçı filoları ile avlanabilir kaynaklar arasında daha iyi bir denge tutturabilmek için daha çok sorumluluk verecektir. Aşağıdaki önlemleri içermiştir:

 

*  Referans seviyeleri 31 Aralık 2002 tarihli Çok Yıllık Yönlendirme Programları’na dayanarak ayarlanacaktır. Ne zaman devlet yardımlarında kapasite geri çekilir referans seviyeleri otomatik ve kalıcı olarak azaltılacaktır. (Eğer bir tekne devlet yardımlarıyla geri çekilmiş ise hizmetten referans seviyeleri eşdeğer kapasite seviyesine indirilecektir); devlet yardımları ile filoya katılan her kayıtlı gross tonaj için (önümüzdeki iki sene için geçerli 2003, 2004 yıllarında geçerli olmak üzere), Üye Devletler devlet yardımı vermeksizin tekne faaliyetlerine son vereceklerdir.

 

a) eşdeğer kapasite miktar olarak (1:1 giriş/çıkış oranı) 100 GT kadar olan teknelere için (GRT) veya
b) 1.35 ton (1: 1.35 giriş / çıkış oranı) 100 GT üstündeki tekneler için;

 

*  2003 - 2004 yıllarından sonra Balıkçı filolarının yenilenmesi için devlet yardımı veren üye devletler filolarının toplam kapasitelerini referans noktalarına istinaden toplam kapasiteyi %3 düşürmek zorunda kalacaklardır;

 

*  Filoya katılan yeni teknelerin toplam balıkçılık kapasitesinin, kalıcı olarak filodan çıkartılanlarla eldeki balık kaynaklarına göre kapasitesi ayarlanmış olanların kapasitesini geçmemesini sağlamak üye devletlerin sorumluluğunda olacaktır.

 

*  Balıkçı teknelerinin yenilenmesine yönelik yardımların dağıtımı önümüzdeki iki yıl için daha geçerli olacaktır (2004 sonuna kadar) ve sadece 400 GT’nin altına geçerli olacaktır. IV. Çok Yıllık Programdaki (MAGP IV) bütün hedeflerine ulaşmış Üye Devletler için kısıtlanmış olacaktır ve paylaşım şartları yukarıda tanımlanan giriş/çıkış oranı şartlarına uymak zorundadır. Bu iki yıllık program üye devletlere filolarını modernize etme imkanı sağlayacak, bu esnada 2004’ten sonra av çabasını artırmaya katkıda bulunacak her hangi bir yardımın sağlanmayacağına dikkat çekecektir.

 

*  Tekne modernizasyonu için yardım en az 5 yıllık olan teknelere; güvenlik, ürün kalitesi veya çalışma koşulların iyileştirilmesi amacıyla ve seçici av araçları ve teknikleri ve de Tekne İzleme Sistemi (VMS) kurmasına yönelik olarak verilecektir. AB yardımı Çok Yıllık Yönlendirme Programlarında bütün kapasite hedeflerine ulaşan Üye Devletler için kısıtlanacaktır.

 

*  Üye Devletlerin; iyileştirme planlarında başarıya ulaşmak için av çabasında ek indirim sağlanması amacıyla 32 Milyon Euro’luk bir “tekne söküm fonu” kurulmuştur. Av çabası; iyileştirme sonucunda %25 veya daha fazla azaltılması gereken tekneler de bu fonlardan yardım almaya uygundur. Primler Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı Fonu tarafından ıskartaya çıkarılan teknelerden %20 daha fazla olacaktır.

 

*  3. ülkelere kalıcı olarak gönderilecek AB tekneleri için yardım 2004 yılının sonuna kadar verilecektir. Her ne kadar 3. ülkelere yapılan ihracat kısıtlanmış olsa da, AB’nin balıkçılık anlaşması imzaladığı ya da ortak yatırımda bulunmak aktardığı bu ülkelerden birine ihracatta sınırlamalar getirilecektir (Komisyon aksine bir karar vermedikçe). Primin miktarı ihracatta Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı ıskartaya çıkartma priminin %30’u ile, ortak girişimlerde de %80’i ile kısıtlanacaktır.

 

Sosyo-ekonomik önlemler ile ilgili reformlar

 

*  Balıkçılık faaliyetlerine geçici olarak ara vermek zorunda olan balıkçılar ile gemi sahiplerine üye devletlerce verilen yardım, durdurmalar öngörülemeyen durumlardan kaynaklandığında 2000-2006 yılları arasında tüm dönem için 3 ay arka arkaya ya da 6 ay süreyle tahsis edilebilir. Geçici olarak durdurma, eğer bir iyileştirme ya da çok yıllık idare planının yürürlüğe konmasından, veya Komisyon veya üye devletler tarafından karar verilen acil önlemlerden kaynaklanıyor ise, yardımın süresi bir yıldan iki yıla uzatılabilir.

 

*  Balıkçıların av sektörü dışındaki profesyonel faaliyetlerine geri dönmeleri konusunda eğitimleri için yapılan yardımlar, balıkçılık faaliyetine part-time olarak devam etmelerine izin verecek şekilde balıkçılık dışındaki faaliyetlerinin çeşitlendirilmesini desteklemek için de verilecektir.

 

Sulara ve kaynaklara giriş ile ilgili reformlar

 

*  Balıkçı gemilerinin geleneksel olarak faaliyet gösterdiği 6-12 millik zonlara girişini sınırlayan mevcut sistem sürdürülmektedir. Bu sınırlamalar, en hassas bölgelerdeki av çabasını sınırlanmasında ve belirli kıyı topluluklarının sosyal ve ekonomik olarak gelişmesi ile ilgili geleneksel balıkçılık faaliyetlerinin korunmasında etkili olmaktadır. Bu sistem, 31 Aralık 2012 tarihine kadar uygulanabilecek ve ileride Konsey tarafından bir Komisyon raporu temelinde değiştirilecektir.

 

*  Shetland Kutusu’na girişi sınırlayan vb. diğer düzenlemeler sürdürülecektir. Komisyon, 2003 yılında kaynakların korunması ve sürdürülebilirliğini değerlendirmek açısından bu ve bunun gibi düzenlemeleri gözden geçirecektir. Konsey, 2004 yılı sonunda muhtemel değişiklerle ilgili karar verecektir.

 

*  İrlanda Kutusu’nu da içeren Batı sularına giriş konusunda, Komisyon’un bu suların bazılarına girişi sınırlayan ayırıcı önlemlere son vermeyi amaçlayan önerisine dayanarak Konsey tarafından henüz bir karar alınmamıştır.

 

*  Stokların her üye ülke için sınırlı paylaşımına dayanan nisbi stabilite ilkesi korunmaktadır. Yerel nüfusun balıkçılığa ve ilgili faaliyetlere bağımlı olduğu bölgelerin özel ihtiyaçlarını korumaya yönelik ek balıkçılık fırsatlarının tahsisine izin veren ve “Lahey tercihleri” olarak da adlandırılan bir referans sağlanmaktadır (Bu hüküm, Birleşik Krallık ve İrlanda’yı ilgilendirmektedir).

 

*  Kuzey Denizi’ne giriş ile ilgili olarak; İspanya, Portekiz ve Finlandiya balıkçı gemilerinin belirli zonlara girişindeki kısıtlamaları içeren geçiş dönemi 31 Aralık 2002’de sona erecek ve bu gemiler 1 Ocak 2003’den itibaren bu alanlardaki düzenlenmemiş ve tahsis edilmemiş kaynakları kullanarak balıkçılık yapma hakkını elde edeceklerdir. Düzenlenmemiş balıkçılığın, düzenlenmiş balıkçılığı etkileyip etkilemediğini değerlendirmek açısından sıkı bir şekilde izlenecektir; eğer etkiliyor ise, bilimsel tavsiyelere dayanarak Komisyon tarafından yeni kurallar önerilecektir.

 

2003 TAC’leri -Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarları 2003 – 2003 yılında belli balık stokları ve balık stok grupları için balıkçılık olanakları ile ortak koşulları, Topluluk sularında Topluluk deniz araçları için uygulanabilir olan av sınırlamalarının bulunduğu sularda ve bazı morina stoklarının iyileştirilmesi için geçici önlemleri belirleyen Konsey Tüzük Önerisi

 

Bazı morina stoklarının yüksek çökme riski ve düşük av limitlerini kontrol etmedeki zorluklar nedeniyle Uluslararası Deniz Keşif Konseyi’nden (ICES) ve Balıkçılık Bilimsel, Teknik, Ekonomik Komitesi’nden (STECF) bilim adamları balıkçılık hakkında bir moratoryum önermiştir. Böyle bir tedbirin ilgili filolar üzerindeki ekonomik ve sosyal etkisi yüzünden ve bilim adamlarına danışıldıktan sonra, Komisyon moratoryuma bir alternatif olarak uygun yürütmenin sağlanabilmesi için morina ve morina ile ilişkili balıkçılıkta ciddi miktarlarda düşürülmüş avcılık olanakları, av çabası sınırlamaları ve kontrol tedbirleri önermişlerdir.

 

Konsey morina için geçici iyileştirme önerileri konusunda mutabakata varmış ve Komisyon tarafından önerilen düzeylerden genel olarak daha yüksek düzeylerde Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarlarını belirlemiştir.

 

Bu nedenle Kuzey Denizi’ndeki morina için Komisyon Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarında %66’lık bir azalmaya neden olacak olan balık ölüm oranını %80 oranında azaltmak için öneride bulunmuştur. Konsey, sonunda Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarını %45 oranında azaltmaya yönelik olarak balık ölümünde %65’lik bir azaltma konusunda mutabık kalmıştır. Ortak türler konusunda (örneğin, morina ile birlikte avlananlar) Kuzey Denizi’nde Konsey tarafından teklif edilen ve belirlenen oranlar aşağıdaki gibidir:

 

haddock

% 70 - % 50

berlam

% 76 - % 60

pisibalığı

% 17 - % 5

 

 

 

Kontrol ve yürütme ile ilgili reformlar

 

*  OBP reformunun temel kısımlarından bir tanesi de, kontrol ve uygulamanın güçlendirilmesi ve eşit şartların oluşturulmasına katkıda bulunan daha uyumlu OBP kurallarının yerine getirilmesidir. Kontrol ile ilgili önlemler daha etkili olacak ve üye ülkeler ile Komisyon arasındaki sorumluluk paylaşımı ve pazarlama zincirinde yer alan balıkçılar ile yöneticilerin temel gereksinimleri netleşecektir. OBP kurallarının etkili bir şekilde kontrolü, teftişi ve uygulamasının sağlanması üye ülkelerin sorumluluğundadır.

 

*  Üye ülkeler arasındaki işbirliği sağlamlaştırılacak ve her üye ülke filosunu kendi sularında ve Topluluk sularında kontrol etme yükümlülüğünün yanında diğer üye ülkelerin 12 mil bölgesi dışında kalan Topluluk sularında da kontrol edebilecektir. Üye ülkeler aynı zamanda ilgili kıyı ülkesi rıza gösterdiğinde ve teftişler özel bir izleme programı dahilinde olduğunda diğer üye devletlerin Topluluk sularındaki gemilerini de kontrol etme yetkisine sahip olacaktır. Herhangi bir üye ülke uluslar arası sularda başka bir üye devletin bayrağını taşıyan AB balıkçı gemilerini teftiş etme yetkisine sahip olacaktır. Diğer bütün durumlar için başka bir üye devlet tarafından teftiş etme yetkisi isteğe bağlı olarak verilecektir.

 

*  Topluluk denetçileri diğer üye devletlerin denetçileri veya Komisyon denetçileri tarafından hazırlanan teftiş ve izleme raporları herhangi bir üye ülkede yönetimsel ya da hukuki yöntemlerdeki kabul edilebilir kanıtlar olarak düşünülebilir.

 

*  OBP kurallarının ihlali nedeniyle meydana gelen eşitsizlikleri azaltmak için üye devletlerin ulusal hukuk kurallarına göre uygulanması konusunda herhangi bir önyargı olmaksızın Konsey tarafından üye devletlerce uygulanmak üzere bir yaptırım kataloğu hazırlanacaktır. Üye ülkeler kuralları ciddi bir şekilde ihlal etmeye devam edenler ile ilgili acil önlemler almak zorunda kalacaklardır.

 

*  Komisyon OBP kurallarının üye devletler tarafından uygulanmasının değerlendirilmesi ve kontrolünden sorumlu olmaya devam edecektir. Komisyon, kaynakların korunmasında ciddi tehditlere yol açacak balıkçılık faaliyetlerinin olduğuna dair kanıtları bulursa acil önleyici tedbirler alabilecektir. Mevcut risk ile orantılı olmak mecburiyetinde olan bu tedbirler 3 hafta süreyle uygulanabilecek ve en fazla 6 aya kadar uzatılabilecektir.

 

*  Komisyon, ilgili üye devletin kotasından kesinti yaparak kendi balıkçılık olanağını aşan üye ülkeleri cezalandırabilecektir.

 

*  Komisyon OBP kurallarının üye ülkelerce uygulanmasının daha etkin bir şekilde izlenmesi için gemilerin, iş önceliklerinin ve OBP ile ilgili faaliyet gösteren diğer kuruluşların teftişlerini ilgili üye ülkenin denetçileri tarafından eşlik edilmeksizin yürütebilecektir. Ancak bu teftişler avların ilk karaya çıkarıldığı yerler, ilk satışı ve balıkçı gemileri ile sınırlıdır. Böyle teftişler teftiş edilen tarafın itiraz etmesi durumunda yapılamayacaktır.

 

*  Uydu bazlı Gemi İzleme Sistemi (VMS) 1 Ocak 2004’den itibaren 18 m’nin üzerindeki gemiler, 1 Ocak 2005’den itibaren de 15 m’den daha büyük gemiler için uygulanacaktır.

 

*  Topluluk düzeyindeki birleşik teftiş yapısının kuruluşu ile ilgili olarak AB karşısında daha etkili bir uygulama için ulusal ve AB izleme-teftiş kaynaklarını bir araya getiren fikirler bir sonraki yılın başlarında Komisyon tarafından sunulacaktır.

 

 

 

Girişimcilerin dahil olması ve katılımcı karar alma üzerine reformlar

 

Konsey tarafından OBP’de balıkçıların ve girişimcilerin katılımını arttırmak amacıyla Bölgesel Danışma Konseyleri (Regional Advisory Committees - RACs) kurulmuştur. Bu konseyler; balıkçılar, bilim adamları ve ilgili balıkçılık bölgeleri ve deniz alanları ile ilgilenen tüketici grupları ve balıkçı, yetiştiricilik ve çevre temsilcileri tarafından düzenlenir. Herhangi bir Üye Devletten gelen ulusal ve yerel yetkililer aynı zamanda katılım sağlayabilir ve Komisyon da toplantılara iştirak edebilir.

 

*  Komisyon Bölgesel Danışma Kurulları’na başvurabilir ve tavsiyeler ve teklifler sunabilir ya da kendi alanlarında OBP kurallarının uygulanmasına ilişkin sorunlarla ilgili olarak Komisyon’u veya Üye Devleti uyarabilir. Her bir Bölgesel Danışma Kurulu en az iki üye devletin yetkisi altındaki deniz alanlarından sorumlu olacak, kendi kurallarını uygulayacaktır.

 

Konsey ayrıca 2003’ten itibaren uygulanacak bir dizi önlemi kapsayan Akdeniz’deki balıkçılık hakkında önerilmiş Eylem Planı hakkında sonuçlara ulaşmıştır.

 

OBP reformu bağlamında, Konsey yılın başlarında Komisyon tarafından sunulan diğer önerileri dikkate almıştır: çevreyi koruma gerekliliklerinin OBP’ye dahil edilmesini hedefleyen Topluluk Eylem Planı yasa dışı, bildirilmemiş ve düzenlemeye bağlanmamış balıkçılığın ortadan kaldırılması için Topluluk Eylem planı, Avrupa yetiştiriciliğinin sürdürülebilir gelişimi için bir strateji, AB balıkçılık sanayiinin yeniden yapılandırılmasının sosyal, ekonomik ve bölgesel sonuçlarını karşılayan bir Eylem Planı ve balık atıklarını azaltmayı amaçlayan Eylem Planı. Bu düzenlemeler 2003’ten itibaren uygulanmaya başlayacaktır.


 

AB DENİZCİLİK POLİTİKASI


 

Avrupa Birliği Komisyonu, deniz ile ilgili sektörel politika alanları arasındaki eksiklikleri tanımlamak ve geçmişteki zorluklardan ve engellerden edinilen tecrübeleri ortaya koymak amacıyla paydaşlarla birlikte bir yıl süren bir çalışmanın ürünü olarak 7 Haziran 2006 tarihinde Avrupa Birliği için Gelecek Denizcilik Politikası konusunda bir “Yeşil Belge” yayımlamıştır. Turizmden liman idaresine kadar birçok yatay konuyu içeren bu konu yasal bir yükümlülük getirmemekle birlikte, gelecekteki AB Denizcilik Politikasının oluşturulmasında önemli bir yer alacaktır.

 

Avrupa Birliği’nin yapısına bakıldığında denizin önemi ortaya çıkmaktadır. Bunlara örnek verecek olursak:

 

*  Birliğin nüfusunun küçük bir kısmı denizden 50 km içeride yaşamaktadır.

 

*  Birliğin büyük bir sahil nüfusu bulunmaktadır.

 

*  AB’nin dış ticaretinin % 90’ı ve iç ticaretinin % 40’ı deniz limanlarından gerçekleştirilmektedir.

 

*  Gayrisafi milli hasılanın % 3 ila 5’i denizcilik yolu ile sağlanmaktadır.

 

Avrupa Birliği’nin denizcilik ile ilgili sektörleri incelendiğinde en büyük on sektör aşağıda belirtilmiştir:

 
    1. Denizcilik ve taşımacılık
    2. Deniz turizmi
    3. Açık denizde gaz ve petrol çıkartılması
    4. Denizcilik ekipmanı
    5. Gemi inşası
    6. Limanlar
    7. Balık/deniz ürünü işleme
    8. Balıkçılık
    9. Denizlerde yetiştiricilik
    10. Araştırma ve geliştirme
 

Buradan hareketle, Birlik denizcilik ve okyanuslar ile ilgili konuların bütünsel bir yaklaşımla ele alınmasına karar vermiştir. Deniz hukuku da incelendiğinde, okyanus ile ilgili sorunlar hep birbiri ile bağımlı olmuştur. Birleşmiş Milletler tarafından da bütünsel bir yaklaşım istenmektedir. 2002 yılında Johannesburg’ta alınan kararlar ile hepsi bütünsel bir deniz politikası ile gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Avustralya, Kanada ve Amerika gibi birçok ülke de entegre okyanus politikaları geliştirmektedir. 2005-2009 yılları için belirlenen stratejik hedeflerde tüm katılımcıları kapsayacak, çevresel olarak sürdürülebilir şekilde bir denizcilik politikası oluşturulacak ve bu politika denizlere yönelik bilimsel araştırma, teknoloji ve yeniliklerle desteklenecektir.

 

7 Haziran 2006 tarihinde yayımlanan Denizcilik Politikası ile ilgili yeşil belgede ele alınan konular aşağıda belirtilmektedir:

 

*  Rekabet edebilirlik

 

*  İstihdam becerileri: GSYİH’ın büyük ölçüde üretildiği alan denizcilik istihdamıdır. Bu alanda istihdam açığı olabilmektedir. Denizciler emekli olduğunda yerine geçecek birisi henüz yetişmemiş oluyor. Bu konuda daha ilginç bir kariyer oluşturulabilir mi konusu araştırılmaktadır.

 

*  Gözlem – veri toplama: Tüm insan faaliyetlerinin toplanmasıdır. Bu yapılan bir şeydir, ancak bunların toplanması gerekmektedir. Bu sistemi koordine ederek Avrupa Kıyılarındaki tüm faaliyetleri izleyecek bir sistem henüz oluşturulmamıştır. Bu güvenlik açısından çok önemlidir. Düzenlenmemiş bildirilmemiş balıkçılığın belirlenmesi balık çiftliklerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir. Bu şekilde deniz hatları çok daha iyi bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu istemi herkesin erişebileceği şekilde oluşturmak gereklidir.

 

*  Entegre Sahil Bölgesi Yönetimi (ICZM): Sahillerdeki tüm çalışmaların etkin ve pratik bir şekilde oluşturulması ve kıyının tüm kullanıcılarla uyumlu hale getirilmesidir. Çok sayıda kullanımı vardır, aynı bölge kullanılmaktadır. Bunların örgütlenmesi yapılarak herkesin kendi bölgesini en iyi şekilde kullanması amaçlanmaktadır.

 

*  Denizel çevre: Hem AB içinde, hem de dışında ele alınması gereken önemli bir konudur.

 

*  Deniz kaynakları: Denizde bulunan kaynakların etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

 

*  Emniyet – güvenlik: Bu konuda özellikle Konteynırların güvenliği ön plana çıkmaktadır. Eldeki bazı araçların birbirine daha etkin bağlanması gerekmektedir. Göç yolu üzerinde olan Akdeniz’de önemli bir konu olarak göze çarpmaktadır.

 

*  Araştırma ve Teknolojik Gelişme

 

Ortak bir denizcilik politikasından beklenen faydalar:

 

*  Sağlıklı bir çevre

 

*  Kaynakların iyi kullanımı ve yenilik

 

*  Denizcilik

 

*  Toplulaşma – küme oluşturma

 

*  Uygun bir denizel çevre: Kıyı bölgelerini çekici kılmak ve böyle kalmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Kıyısal risk (çevre önlemleri, küresel ısınma ve diğer iklim koşullarına karşı önlem almayı amaçlamaktadır)

 

*  Kara ve deniz ile ilgili noktaların ortak yönetimi

 

Farklı faaliyetlerin hizmetinde olan verilerin kullanımı, mekansal planlama, denizcilik politikasını destekleyecek mali destekler okyanuslarla ilişkileri düzenleyecek araçlar olacaktır. Denizcilik yönetişiminde mevcut olan yapıyı da dikkate alarak, fazla özelleşme engellenmeli, paydaşların düşünceleri alınmalı, hükümetlerin katılımı sağlanmalı ve okyanuslar ele alınacak şekilde birtakım değişiklikler getirilmelidir. Açık deniz etkinlikleri (arama-kurtarma, sahil güvenlik, bayrak denetimleri, vb.) konusunda üye devletler arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bunlar daha yakından incelenerek bir araya getirilmeli, aynı sistemlerin kullanılması sağlanmalıdır.

 

Denizel miras ta dikkat çeken bir konudur. Üye Devletlerin bu politikayı oluşturmaktaki girişimleri, yetki ikamesi (subsidiarity) konusunda konu ile yakından ilgilidir. Yerel düzeydeki yetkililer bu konuda teşvik edilmektedir. Dünya filosunun % 40’ı bünyesinde barındıran AB, deniz taşımacılığına çok önem verilmektedir. Sektörde navlun en iyi kaliteye getirilmek istenmektedir.

 

Denizcilik politikası ile ilgili detaylı bilgiler http://www.ec.europa.eu/maritimeaffairs adresinden temin edilebilmektedir.

 

*Küme (Cluster): Yoğun bir etkileşim ile inovasyon faaliyetlerinin teşvik edilmesi amacıyla tasarlanan, belli bir bölge ve sektörde faaliyet gösteren büyük şirketler, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, üniversiteler ve/veya kamu araştırma kurumlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş gruplardır. Küme, yerel kaynakları paylaşan, ortak teknolojileri kullanan, bağlantılar ve birleşmeler (ittifaklar) oluşturan, ayrıca bütünleyici ilişkiler içinde işbirliği yapan şirketler ve ortak kurumlar grubudur. Artan ekonomik entegrasyon, Avrupa’da özellikle uzmanlaşmayı arttırmaktadır. Bu çerçevede, politika oluşturanların, rekabet edebilirlik politikasının bir elemanı olarak küme yaklaşımı üzerinde durmaları önemlidir. Artan bir şekilde küme-clusterlar ve üretim ağlarına dahil olan KOBİ’ler önemli bir rol oynamaktadır. KOBİ’ler Avrupa Birliği sanayinin belkemiğini oluşturmakta ve istihdamın üçte ikisini ve toplam katma değerin %60’ını oluşturmaktadırlar. Yeni organizasyon metodları, taşeron (subcontracting) ağları giderek KOBİ’lerin önemini arttırmakta, büyük firmaların başarısı giderek kendilerine mal üreten küçük ve orta ölçekli üreticilerin başarılarına dayanmaktadır. “İnnovative cluster”larda (yenilikçi kümeler), çoğunluğu KOBİ olan işletmeler, yenilikçi fikirlerin ve Avrupa sanayisinin dinamik bir parçası olmaktadırlar.

 

 

 

2012 Reformu


 

Avrupa Birliği Komisyonu 22 Nisan 2009 tarihinde AB Ortak Balıkçılık Politikası’nın (OBP) geleceği hakkında bir Yeşil Belge yayımlamıştır. Belge mevcut politikanın eksikliklerini analiz etmekte ve bu eksikliklerin nasıl ele alınması gerektiği konusunda geniş bir kamu istişaresini başlatmaktadır. Balıkçılar ve sektördeki diğer ilgili tarafların dışında bilim adamları, sivil toplum kuruluşları ve ilgili vatandaşlar Avrupa Balıkçılığının geleceği hakkında belgeye 31 Aralık 2009 tarihine kadar cevap vermeye davet edilmektedir. Bu istişare süreci OBP’yi radikal bir reforma götürecek sürecin ilk basamağı olarak değerlendirilmektedir.

 

Yeşil Belge’nin iki amacı bulunmaktadır:

 

·         Son yıllarda sektörde karşılaşılan zorlukların farkındalığını artırmak

 

·         Balıkçılık düzenlemelerine kamu kesiminden daha yenilikçi ve her kesimin uzlaştığı bir cevap sağlamak

 

2002 yılında yapılan reformdan itibaren elde edilen ilerlemeye karşın halen birtakım problemlerin neden devam ettiğini analiz eden Yeşil Belge kapsamında ele alınan ana sorunlardan birisi de Avrupa balık stoklarındaki tükenme ve aşırı avcılıktır. Kapasite artışından kaynaklanan sorunlar yanında, mevcut yaklaşımdaki diğer dört yapısal eksiklik de ele alınmaktadır. Bu eksiklikler:

 

·         Özellikle ekolojik sorunlar ve genel denizcilik konuları ile entegrasyon ile ilgili hassas politika hedeflerinin eksikliği

 

·         Fazla merkeziyetçi ve uzun vadeli sürdürülebilirliği zayıflatan kısa vadeli çözümlere odaklanma

 

·         Sanayiye yeterli sorumluluk vermeden çizilmiş olan bir çerçeve

 

·         Balıkçılık kısıtlamaları ile uyum içinde olmayan bir siyasi irade

 

Komisyon balıkçılıkta daha iyi bir çevresel sürdürülebilirlik sağlanamadığı takdirde gelecek yıllarda bunun sonuçlarının fakirleşen denizler ve ekonomik olarak zayıf bir balıkçılık sanayi olmasından endişe etmektedir. Reform 21. yüzyılda OBP’yi planlasa da faydaları sadece balıkçılar ya da kıyıda faaliyet gösteren toplulukları değil tüm Avrupa vatandaşlarını kapsayacaktır.

 

Komisyon yasal olarak sadece 2012 yılına kadar OBP’nin bazı bölümlerini gözden geçirme ile sınırlı kalsa da mevcut gelişmeler reform sürecini şimdiden başlatmayı gerekli kılmıştır. 22 Nisan 2009 tarihinde başlayan istişare süreci 31 Aralık 2009 tarihinde sona erecektir. Sonuçların 2010 yılında Komisyon tarafından toparlanmasının ardından Komisyon paydaşlarla istişareyi başlatacak ve bir etki değerlendirme raporu hazırlayacaktır. Bu raporun ardından hazırlanacak yeni bir temel mevzuata ilişkin teklifin 2011 yılının başlarında Avrupa Parlamentosuna sunularak kararın 2012 yılında benimsenmesi beklenmektedir. Reform sonucunda Avrupa Birliği’nin OBP’ye getirmek istediği düzenlemeler Yeşil Belge’nin başında yer alan “OBP’nin 2020 Vizyonu”nda ifade edilmektedir. Vizyona göre, 2020 yılına gelindiğinde özetle;

 

·         Aşırı avcılığı çözmüş,

 

·         Yarım milyardan fazla Avrupalı için besin kaynağı haline gelmiş,

 

·         İyileşmiş stoklar,

 

·         Su ürünleri ihraç eden, cazip ve karlı balıkçılık,

 

·         Devlet desteklerinden bağımsız, verimli endüstriyel filo,

 

·         “Ağdan Sofraya” şeffaflık,

 

·         Gelişmiş yetiştiricilik,

 

·         Daha etkili kontrol,

 

·         Etkin bilimsel esaslı balıkçılık,

 

·         Söz sahibi sektör (paydaş+balıkçı),

 

·         Denizcilik yönetişiminde dünyaya örnek bir balıkçılık sektörü hedeflerine ulaşılmak istenmektedir.

 


Ortak Balıkçılık Politikası

 

Koruma Politikası 1

 

Yapısal Politika 2

 

Ortak Piyasa Düzeni 4

 

Balıkçılık Konusunda Uluslararası İlişkiler 6

 

Avrupa Birliği Ortak Balıkçılık Politikasının Akdeniz Boyutu

 

 

 

 

 

Ortak Balıkçılık Politikasının çıkış noktası Ortak Tarım Politikası ile birlikte olmuştur. Ancak her ne kadar bu iki politika ortak bir yasal esasa dayalı olsa da, iki politika da birbirinden oldukça farklıdır. Tarımdaki üretim fazlalarının aksine, balıkçılık sınırlı kaynaklarla karşı karşıyadır.

 

OBP balıkçılığın biyolojik, ekonomik ve sosyal boyutunu dikkate almalıdır. Bu boyutlar stokların korunması ve yönetimi, yapısal politikalar (gemiler, liman tesisleri, balık işleme fabrikaları), ortak piyasa düzenleri, balıkçılık ile ilgili uluslararası ilişkiler ve izleme ve denetleme politikalarını içeren balıkçılık dış politikasıyla ilgilenen beş ana alana ayrılır.

 

 

 

 

 

KORUMA POLİTİKASI

 

 

 

Koruma politikasının iki ana amacı vardır: balıkçılık ve su ürünleri kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını geliştirmek ve bu kaynakları Üye Devletler arasında paylaştırmak.

 

Koruma politikasının farklı boyutları üzerinde odaklanan beş grup yasal unsurla ayırt edilebilir:

 

 

 
  1. Üye Devletlerin balıkçılık sahalarına ve balık stoklarına giriş hakları
  2. Av çabasının sınırlandırılması
  3. Yavru ve anaç balıkların korunmasına ve arzulanmayan yan ürünün avlanmasını önlemeye yönelik kontrol ve yaptırımlar
  4. Yönetmelik veya düzenlemelerin tüm Üye Devletlerde etkin ve eşit olarak uygulanmasını sağlamaya yönelik kontrol ve yaptırımlar
  5. Deniz ve tatlısu habitatları ve koruma altındaki türlerle ilgili çevresel düzenlemeler
 

 

 

 

 

Toplam Avlanabilir Av Miktarı (Total Allowable Catches - TACs)

 

 

 

TAC belirleme, belirli bir bölgede spesifik olarak seçilen bir türün belirli bir mevsim veya periyot süresince avlanabilecek miktarları için maksimum bir seviye tespitini içerir. Filo tarafından yakalanacak tüm balık miktarını doğrudan sınırlamayı amaçlayan bir yönetim aracıdır.

 

Balıklar gerek doğal sebeplerle, gerekse avcılık sebebiyle öldüğünden balık stoklarının kendini yenilemesi gerekmektedir. Stokları yenilemek üzere yeterli olgunluğa ulaşmış balık olması için, küçük balıkların büyümeye ve üremeye bırakılması gerekir. OBP her yıl güvenli bir şekilde yakalanacak maksimum balık miktarını tespit eder. Toplam müsaade edilebilir av miktarı (TACs) olarak adlandırılan bu maksimum miktarlar belirlenirken, belirli bir zamanda, belirli bir stoktan yakalanabilecek maksimum balık miktarının sabitleştirilmesi gerekir.

 

 

 

 

 

Balıkçı Gemileri Kayıt Yönetmeliği

 

 

 

AB yönetmelik ve direktiflerine uygun olarak her Üye Devlet, Komisyonun Üye Devletlerin ‘filolarının’ büyüklüğünü izlemesi için ulusal, bilgisayar destekli, bayrağını taşıyan gemilerin kaydedildiği bir veri tabanı oluşturmalı ve sürdürmelidir. 10 m’ den büyük ve 50 kg’dan fazla balık avlayan tüm ticari balıkçı tekneleri av seyahatlerinin tamamını kapsayan, günlük olarak doldurulacak bir kayıt defteri tutmak zorundadırlar.

 

Kayıt uygulaması, balıkçı gemilerinin tanınmasını sağlamaktadır. Gemiler, kendi ulusal yasaları ile uyumlu olarak Devlet tarafından tutulan bir kayıt listesine alınırlar. Filo kayıt sisteminin diğer önemli bir yönü de, Komisyon’ un yasadışı, yönetilmeyen ve kayıt dışı (IUU) avcılıkla mücadelesine desteklemesidir. Uyduya dayalı izleme dahil olmak kontrolü, denetimi ve OBP’nın yürütülmesi, her Üye Devlet tarafından 2004 yılına kadar tamamlanması gereken uzaktan algılama ile gerçekleştirilecektir.

 

Gemi kayıt sistemi ile ilgili ana belgeler, gemi sicili ve resmi gemi av kayıt (log) defteridir. Gemi sicil belgesi:

 

•Geminin adı,

 

•Tipi ve özellikleri,

 

Gross tonajı ve net tonajı,

 

•Sahibinin adı,

 

•Sicil yeri,

 

•Donanım kategorisi

 

•Tayfa-görevleri gibi kayıtları;

 

 

 

ayrıca da:

 

•Tüm gemi personeli hakkında temel bilgileri,

 

•Geminin envanteri,

 

•Seyir bilgileri,

 

•Av bilgileri

 

•Teknik ve idari ve gemideki günlük faaliyetlerin detaylarını kapsar.

 

Bu belgelere göre Komisyon’a aylık olarak bildirilmesi gereken bilgiler :

 

•Her bir geminin donanım kategorisi;

 

Gross Tonaj Kapasitesi (GT) ve her bir gemi için GT-gün olarak av çabası;

 

•Gemi makinesinin kW etkisi ve her bir gemi için kW-gün olarak av çabası;

 

•Gemi yapımı, balıkçılığı terk etme, modernizasyon ve gemilerin balıkçılık faaliyetlerindeki değişiklikler gibi nedenlerle kapasitedeki genel değişmeler.

 

 

 

Balıkçılık Bilgi ve İstatistikleri

 

 

 

Av baskısı ve habitat bozulmaları ile ilgili mevcut ticari ve biyolojik baskılar altında balık stoklarının sürdürülebilirliği, rasyonel bir yönetim gerektirmektedir. Yönetimin etkinliği kaliteli bilgi akışına ve bu bilgilerin uygun biçimde analizine (veri dahil) bağlıdır. Bu nedenle yeterli bir veri toplama sistemine ve bilgi dağıtım kanallarına ihtiyaç vardır.

 

Balıkçılık verilerinin toplanması geleneksel olarak balıkçılıkla ilgili bir “Bakanlık” tarafından yürütülmektedir, fakat su ürünleri araştırma kuruluşları, üniversitelerin balıkçılık bölümleri, resmi balıkçılık birimleri, özel sektör danışmanları veya şirketleri gibi birçok organizasyon ve kuruluş da rol almaktadır.

 

AB’nin gelişimi ile birlikte balıkçılık verilerinin toplanmasında da giderek artan bir standardizasyon görülmektedir ve bununla ilgili bir mevzuat 1983 yılında yayınlanmıştır (2807/83).

 

Balıkçılık verilerinin doğrudan elde edilmesinde yararlanılan en önemli araç AB balıkçılık kayıt defteridir (logbook). Veri kayıt sayfası olduğu kadar bilgiler karaya çıkış noktaları ve balık satışlarından de elde edilir. Ayrıca, ICES (Uluslararası Deniz Kaynakları Değerlendirme Konseyi) gibi diğer bazı kuruluşlar da AB’ye veri göndermektedir.

 

 

 

Başa dön

 

 

 

YAPISAL POLİTİKA

 

 

 

Ø  Balıkçılık yapısal politikasının amacı;

 

 

 

è  Kalkınmanın uyumlaştırılması ve işletilmesidir.

 

 

 

Ø  Günümüzdeki önceliği;,

 

 

 

è  AB Balıkçılık filosunun kapasitesini kullanılabilir deniz canlı kaynakları ile uyumlu hale getirmek,

 

è  Sektörün yenilenmesi ve filonun yeniden yapılandırılması ile ortaya çıkan sonuçlarla ilgilenmektir.

 

 

 

Ø  Yapısal önlemlerin finansmanında temel araç;

 

 

 

è  Avrupa Balıkçılık Fonu’dur. (European Fisheries Fund)

 

 

 

Avrupa Balıkçılık Fonu

 

 

 

*       Avrupa Balıkçılık Fonu (EC 1198/2006) [Eski adı ile Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı Fonu – Financial Instruments For Fisheries Guidance].

 

 

 

*       1 Ocak 2007 tarihi itibari ile AB 27 Avrupa Balıkçılık Fonundan faydalanmaktadır. 31 Aralık 2013 tarihine kadar bu program devam edecektir.

 

 

 

*       2004 yılında verilen ABF kanun teklifinde bütçesi 3,9 Milyar Euro olup bugünkü enflasyona göre 4,3 Milyar Euro’dur.

 

 

 

*       Ulusal bütçeden verilen devlet yardımlarından farklı olarak, Fonda toplanan kaynak proje bazlı olarak dağıtılacaktır. Türkiye üyelikten önce fon alamayacaktır.

 

 

 

Avrupa Balıkçılık Fonu’nun (EFF) Hedefleri

 

 

 
  1. 2002 Yılında reforma tabi tutulan OBP’nin başlıca hedeflerine ulaşılmasını sağlamak.
  2. Sektörde yer alanların rekabetçiliğini ve ekonomik anlamda sürdürülebilirliğini güçlendirmek.
  3. Çevre dostu avcılık ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesi.
  4. Sektör çalışanlarını uygun araçlar ile desteklemek.
  5. Balıkçılık yoğun bölgelerin sürdürülebilir kalkınmasını teşvik etmek.
 

 

 

 

 

Avrupa Balıkçılık Fonu Yapısı ve Öncelik Eksenleri

 

 

 

image018.gif
  

 

 ​Avrupa Balıkçılık Fonunun Öncelik Eksenlerine göre incelenmesi :

 

1.Eksen: Balıkçılık Filosunun Uyumu:

 

 

 

Üye devletler filo uyum planını:

 

 

 

i.        kurtarma veya yönetim planları,

 

ii.        acil durum önlemleri,

 

iii.        balıkçılık anlaşmasının yenilenmediği veya uluslararası anlaşmaların getirdiği balıkçılık fırsatlarının veya diğer anlaşmaların kesildiği durumlarda,

 

iv.        balık kaynaklarının korunması ve yönetilmesine yönelik ulusal önlemler,

 

v.        balıkçılık filosundan çıkış için ulusal planlar ,

 

 

 

olduğu takdirde saptarlar.

 

 

 

Filo uyumu planları aşağıdaki durumlar için yardım içerebilir:

 

 

 

a)    balıkçı teknelerinin av etkinliklerinin sürekli olarak durdurulması,

 

b)    geçici olarak av etkinliklerinin durdurulması

 

c)    güverte ve seçicilik üzerine yapılacak yatırımlar

 

d)    küçük ölçekli kıyı balıkçılığı önlemleri

 

e)    sosyo-ekonomik önlemler

 

 

 

2. Eksen: Yetiştiricilik, İçsu Balıkçılığı, İşleme ve Pazarlama:

 

 

 

Yetiştiricilik : Yardım için uygun nitelikler

 

 

 

i.        Yetiştiricilik üzerine yaratıcı yatırımlar

 

a.    yeni türler

 

b.    çevre dostu yetişitiricilik

 

c.    geleneksel yetiştiriciliğin desteklenmesi

 

d.    çiftliklerin doğal avcılardan korunması amacı ile donanım alınması

 

e.    hayat boyu öğrenme

 

 

 

ii.        Su-çevre Önlemleri

 

a. çevre dostu yetiştiricilik

 

b. EMAS’a ( Çevresel Yönetim ve Denetim Planı) katılım

 

c. organic yetiştiricilik

 

iii.        Halk sağlığı önlemleri

 

a. kati kontaminasyon durumunda yumuşakça üreticilerine tazminat ödenmesi

 

iv.        Hayvan sağlığı önlemleri

 

a. yetiştiricilikte karşılaşılan hastalıkların yok edilmesi

 

 

 

İçsu Balıkçılığı: Yardım için uygun nitelikler

 

 

 

a.    içsu balıkçılığı ve buz üzerinde balıkçılık için yardım

 

b.    sularda avcılık yapan teknenin bir başka etkinliğe yönlendirilmesi

 

c.    Birlik tarafından öngörülen geçici olarak av etkinliğinin durdurulması

 

 

 

İşleme ve Pazarlama: Yardım için uygun nitelikler

 

 

 

a.    çalışma şartları, sağlık, hijyen şartları ve ürün kalitesinin yükseltilmesi

 

b.    yetiştiriciliği çevre üzerine olumsuz etkilerinin azaltılması

 

c.    yenilikçi üretim yöntemlerinin geliştirilmesi ve yeni teknoloji uygulamaları

 

d.    ürünlerin pazarlanması

 

e.    hayatboyu öğrenme

 

 

 

3. Eksen: Ortak Çıkarlara Yönelik Önlemler:

 

 

 

İlkeler:

 

Ortak çıkarlara yönelik önlemler :

 

A.normal şartlar altında özel sektör tarafından finanse edilemeyecek etkinlikler

 

B.Ortak Balıkçılık Politikasının amaçlarına ulaşmada yardımcı olmak

 

 

 

Girişimci:

 

 

 

Özel faydalanıcılar, üreticiler adına hareket eden örgütler, şayet eylem ortak ise tanınmış örgütler.

 

 

 

 

 

 

 

Yardım için uygun nitelikler:

 

 

 

a.    Ortak eylem

 

b.    fauna ve flora’nın korunması ve iyileştirilmesi

 

c.    balıkçı rıhtımları, koruma bölgeleri ve çıkış noktaları

 

d.    yeni pazarların ve promosyon ( ürün tutundurma) kampanyalarının geliştirilmesi

 

e.    pilot projeler

 

f.     balıkçı teknelerinin farklı etkinliklerde görevlendirilmek üzere donanım ve ekipmanda değişim yapılması

 

 

 

Ortak Eylemler: Yardım için uygun nitelikler

 

 

 

a.    kaynakların daha iyi yönetimi

 

b.    seçici avlanma ve av araçları

 

c.    kayıp av araçlarının kaldırılması

 

d.    çalışma şartları ve güvenliğinin geliştirilmesi

 

e.    pazarlarda şeffaflık

 

f.     gıda kalitesi ve güvenliğinin artırılması

 

g.    yetiştiricilik yapılan bölgelerin yeniden yapılandırılması-geliştirilmesi

 

h.    yeni öğretim yöntemlerinin geliştirilmesi

 

i.      eşit fırsat olanaklarının geliştirilmesi

 

 

 

4. Eksen: Balıkçılık Yoğun Bölgelerin Sürdürülebilir Kalkınması:

 

 

 

Temel:

 

 

 
  1. yerel gelişme stratejileri
  2. aşağıdan yukarıya yaklaşım
 

 

 

Amaç:

 

 

 

         I.    yerel bölgelerdeki sosyo ekonomik sorunların çaresine bakmak

 

       II.    ekonomik gönenç ve istihdamın sürdürülmesi

 

 

 

Yardım için uygun alanlar:

 

 

 
  1. haliç veya göletler ya da göl veya deniz kıyıları
  2. su ürünlerinde belirgin istihdam sağlayan alanlar
  3. genel kural olarak NUTS III düzeyinden küçük bölgeler
 

 

 

Üye Devletler Öncelik Alanlarını :

 

 

 
  1. nüfus yoğunluğu düşük veya
  2. balıkçılık etkinliklerinin giderek azaldığı
  3. küçük balıkçı birliklerinin
 

 

 

olduğu yerlerden oluşturacaktır.

 

 

 

Yardım için uygun nitelikler:

 

 

 
  1. Eksenler 1,2,3 dahilindeki tüm önlemler; tekne etkinliklerinin geçici veya kalıcı olarak durdurulması hariç.
  2. balıkçılık bölgelerinin rekabetçiliğinin güçlendirilmesi
  3. ekonomik etkinliklerin çeşitlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması
  4. su ürünlerinde katma değerin artırılması
  5. küçük balıkçılık ve turizm alt yapısı ve hizmetler
  6. çevrenin korunması
  7. doğal afetlerden doğan üretim zararlarının giderilmesi
 

 

 

5. Eksen: Teknik Yardım:

 

 

 

Komisyon tarafından Teknik Yardım:

 

 

 

Bütçesi : Avrupa Balıkçılık Fonu toplam bütçesinin %0.80

 

Yeni Önlem : Balıkçılık alanlarında sürdürülebilir kalkınma için piyasa oyuncularının ağ

 

kurması.

 

 

 

Üye Devlet tarafından Teknik Yardım:

 

 

 

Bütçesi : Operasyonel Programda tahmin edilen bütçenin %5’ine kadar.

 

Yeni Önlem : Ortak Balıkçılık Politikalarının yürütülmesi için kapasite artırımı ve Üye

 

Devletin Yakınsak Bölgesi için Uygulama (Operasyonel) Plan.

 

 

 

Yardımın Dağıtılmasında Yeni Yaklaşımlar :

 

 

 

     I.    programlama ve dağıtım süreçlerinin sadeleştirilmesi

 

    II.    stratejik yaklaşım

 

  III.    mali ilkeler, politikalar ve diğer fonlar ile tutarlılık

 

 

 

image020.gif

 

 

Ulusal Stratejik Planlar:

 

 

 
  1. ilgili ortak ve paydaşlara danışılarak Ulusal Stratejik Planın (USP) hazırlanması.
  2. USP’nin hazırlanması sırasında gereksinim duyulan bilgi; Avrupa Balıkçılık Fonu müdahaleleri ve Ortak Balıkçılık politikası alanlarında ağ kurmalıdır.
  3. bilgiler stratejik yatay konulara da dahil edilmelidir.
  4. USP’ler Üye Devletlerin raporları doğrultusunda müzakere konusu olacaktır.
 

 

 

Ulusal Stratejik Planın (USP) İçeriği:

 

 

 
  1. Sektörün genel tanımı.
  2. Sektör ve gelişimi için yapılacak SWOT analizi.
  3. Üye Devletin sürdürülebilir balıkçılık için hedef tanımlamaları ve öncelik eksenleri
  4. Ulusal stratejiyi yürütecek kaynakların göstergesi
  5. USP’nin izlenmesi, yürütülmesi ve geliştirilmesi için prosedür.
 

 

 

Tablo 1. 2006-2013 Döneminde Üye Ülkeler ve Alt Bölgelerine Ayrılan Kaynak 3.949(milyon €)

 

 

 

1 Ocak 2007 - 31 Aralık 2013 Tarihleri arası Avrupa Balıkçılık Fonundan Ülkelere Verilecek Destek Miktarları ( 2004 Yılı Rakamları) * Euro

Üye Devlet

 

Yakınsak Bölgeler

 

Iraksak Bölgeler

 

Toplam

 

Avusturya

 

167,228

 

4,500,253

 

4,667,481

Belçika

 

23,301,312

23,301,312

Bulgaristan

70,406,354

 

70,406,358

Kıbrıs Rum Yönetimi

 

17,500,989

17,500,989

Çek Cumhuriyeti

24,003,691

 

24,003,691

Danimarka

 

118,606,682

118,606,682

Estonya

74,632,182

 

74,632,182

Finlandiya

 

35,001,972

35,001,972

Fransa

30,389,485

161,309,090

191,698,575

Almanya

86,073,715

52,352,951

138,426,666

Yunanistan

157,293,830

27,501,551

184,795,381

Macaristan

30,399,339

496,000

30,895,339

İrlanda

 

37,502,115

37,502,115

İtalya

282,489,352

94,105,302

376,594,654

Letonya

110,396,814

 

110,396,814

Litvanya

48,418,135

 

48,418,1235

Malta

7,435,476

 

7,435,476

Hollanda

 

43,102,430

43,102,430

Polonya

651,791,012

 

651,791,012

Portekiz

198,766,492

20,001,128

218,767,620

Romanya

202,556,179

 

202,556,179

Slovakya

11,242,552

892,801

12,135,353

Slovenya

19,330,990

 

19,330,990

İspanya

840,215,806

165,2029,310

1,005,425,116

İsveç

 

48,502,732

48,502,732

İngiltere

29,335,019

84,004,734

122,339,753

 

Teknik Yardım

 

 

 

 

 

30,791,993

 

Toplam

 

2,611,354,118

 

933,891,352

 

3,949,000,000

 

 

 

 

 

 

 

Başa dön

 



 

ORTAK PİYASA DÜZENİ

 

Balıkçılık ve yetiştiricilik ürünlerine yönelik ortak pazar organizasyonu


 

Balıkçılık ve yetiştiricilik ürünlerine yönelik ortak pazar organizasyonu (COM), ortak balıkçılık politikasının (OBP) başlangıçtan bu yana bir parçasını teşkil etmiştir. İlk ortak tedbirler 1970 yılında alınmıştır. O zamandan bu yana ortak pazar organizasyonu, ortak balıkçılık politikasının tam kapsamlı bir bileşeni haline gelmiştir ve balık stoklarının korunması, yapısal politika ve üçüncü ülkeler ile ilişkileri kapsayan temel ilkelerin dördüncü ayağını oluşturmuştur.

 

Piyasa düzeni, Ortak Balıkçılık Politikasının balıkçılığın sürdürülebilmesini sağlamak ve balıkçılık sektörünün geleceğini güvence altına almak yönündeki genel hedeflerine katkıda bulunmaktadır. Fiyat istikrarı, arz ve talep arasında en uygun dengenin sağlanması, balıkçılık ürünlerinin işlenmesine yönelik endüstrinin giderek artan ihtiyaçlarını sekteye uğratmadan AB üretiminin tercih edilmesi ortak pazar organizasyonunun son yıllardaki en temel hedefleri arasında yer almaktadır. Bu hedeflere ulaşmak üzere ortaya koyulan temel araçlar şunlardır:

 

·         Ortak piyasa standartlarının oluşturulması

 

·         Üretici örgütlerinin desteklenmesi

 

·         Müdahale mekanizmalarına dayanan bir fiyat destekleme sisteminin hayata geçirilmesi

 

·         AB üyesi olmayan ülkelerle bir ticaret rejiminin oluşturulması

 

Geçen yıllar içerisinde, balıkçılık ve yetiştiricilik ürünlerine yönelik piyasa düzeni ciddi şekilde revize edilmiştir. Belli ürün kategorilerine yönelik tek bir iç pazar kurulacaksa, ortak pazarlama standartlarının kabul edilmesi de bu konuda vazgeçilmez bir ön koşul olacaktır. Bu standartlar, Avrupa Birliği kapsamında balıkçılık ve yetiştiricilik ürünlerine yönelik, birbirleriyle uyumlu ticaret kurallarının belirlenmesini sağlayacaktır. Bunlar, her ürün sınıfına yönelik ortak fiyatların ve kalite düzeylerinin belirlenmesini sağlayarak pazarlama işlemlerine ivme kazandıracaktır.

 

Fiyat destekleme sistemi başlangıçta pazar organizasyonunun en temel öğeleri arasında yer almaktaydı. Ancak zaman içerisinde bu sistemin yoğunlaştığı faaliyet alanı değişikliğe uğradı. Üreticilere temel bir gelir sağlamak hala önemini korumaktadır; ancak, müdahale mekanizmaları her tür kaynak israfından kaçınılmasını sağlayacak şekilde düzenlenmiştir.

 

Balıkçılık ürünlerinin işlenmesine yönelik AB endüstrisinin rekabet gücü, kendisine istikrarlı ve güvenilir tedarikin sağlanmasına bağlıdır. Yerli üretim yeterli düzeyde olmadığından, bu endüstrinin rekabet gücünü sarsmayacak fiyatlar karşılığında ithal kaynaklar temin edebilmesi gerekmektedir. Bu ise üçüncü ülkelerle neden ticaret ilişkilerine girilmesi gerektiğini açıklamaktadır. Ancak bu konuda etkin olabilmek için tarife düzenlemelerinin sürekli olarak takip edilmesi ve en yeni piyasa gereksinimlerine göre uyarlanması gerekmektedir.

 

Tüketiciler verdikleri paranın karşılığını almak ve satın aldıkları ürünlerin menşei hakkında daha fazla bilgilendirilmek konusunda giderek daha talepkar olmaya başlamışlardır. Bu sebepten dolayı canlı, taze ve dondurulmuş balık ürünlerinin daha bilgilendirici şekilde etiketlenmesine yönelik kanunlar kabul edilmiştir. Tür isimleri, yetiştirme/avlanma yöntemleri (iç su, deniz balıkçığı veya su ürünleri yetiştiriciliği) ve balığın nerede yakalandığı veya yetiştirildiği bilgilerinin verilmesi gerekmektedir.

 

Doğal balık kaynaklarının daha önce hiç olmadığı kadar sıkıntılı bir dönem geçirdiği günümüzde, pazarın kaynakların akılcı yönetimine daha da fazla destek vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla arz ve talep arasındaki dengeyi oluşturmakta merkezi bir role sahip olabilmeleri için üretici örgütlerine giderek daha fazla sorumluluk ve araç verilmeye başlanmıştır. Bu dosyada söz konusu sorumlulukların uygulamada neler oldukları ve belli başlı durumlar ele alınırken tam olarak hangi araçların kullanılabildiği açıklanmaktadır.

 
  1. Üretici Örgütleri
 

Üretici örgütleri, su ürünlerine yönelik piyasa düzeninde temel bir yere sahiptir; çünkü, sektör bu organizasyonlar aracılığıyla piyasanın düzenlenmesine ve istikrarın korunmasına katkıda bulunmaya çalışmaktadır.

 

Üretici örgütleri, ürünlerine yönelik en üstün piyasa koşullarını elde edebilmek üzere balıkçılar veya balık çiftliği işletmecileri tarafından gönüllü olarak kurulmaktadır. Bu organizasyonlara üye olmak zorunlu değildir; ancak, piyasa düzenleme kanunlarına uygun olarak istikrar tedbirleri alındığında sadece üyeler maddi tazminat ve destek imkanından faydalanabilecektir.

 

Üretici örgütlerinin en önemli rollerinden biri, sektöre verilen destek fonlarını üyeleri arasında paylaştırmaktır. Ancak, üye üreticilerden gelen tedariklerin düzenlenmesi ve bunların pazar gereksinimlerine göre tahsis edilmesi konusunda daha etkin bir rol oynamaları her geçen gün daha fazla talep edilmektedir. Amaç, balıkçılık faaliyetlerinin daha iyi planlanmasını teşvik ederek, hiç talep bulunmayan veya çok az talep edilen türlerin avlanmasını engellemektir. Balık stoklarını korumak ve rekabet gücünü sürdürmek üzere üreticilerin, sadece miktar açısından değil aynı zamanda kalite ve tedarik sürekliliği açısından da pazar gereksinimlerine yönelik bir öngörüye sahip olması gerekmektedir.

 

Üretici örgütleri, ulusal yetkililerinden resmi tanınma alır. Bunun için, tanınma hakkını kazanabilecek düzeyde ekonomik faaliyete sahip olduklarını kanıtlamaları gerekmektedir. Bu hükme varmayı sağlayan genel kriterler AB çerçevesinde belirlenmiştir ve bunlar her bir Üye Devlet tarafından özel ve somut koşullarla uygulanmaktadır. Bu amaçla tanınma başvurusunu yapan organizasyonun faaliyet alanının kapsamı, işlettiği balıkçı teknelerinin toplam kapasitesi ve karaya çıkarma sıklığı ve miktarı göz önüne alınmaktadır.

 

Su ürünleri yetiştirme faaliyetlerine yönelik tanınma hakkı talep edildiğinde, üretici örgütünün belli bir üretim alanında temsil ettiği toplam tür veya tür grubu yetiştiriciliğinin yüzde oranının ilgili Üye Devlet tarafından yeterli düzeyde kabul edilmesi gerekmektedir.

 

Balıkçılara yönelik Yapısal Fon, Balıkçılık Yönlendirme Finansal Fonu (FIFG) üzerinden AB’nin sunduğu finansal destek, en çok 180.000 Euro olmak üzere tanınma hakkı kazanmış üretici örgütlerine veya bu tip öğütlerin birliklerine verilmektedir. Başlangıç yardımı, organizasyonun Üye Devlet tarafından tanınmasından 3 yıl sonra sunulmaktadır. Verilecek desteğin miktarı organizasyonun genel masraflarına ve piyasaya kazandırdığı üretim değerine göre farklılık göstermektedir. Birinci, ikinci ve üçüncü yıllarda sunulacak yardımın aşağıda belirtilen iki sınırı aşmaması gerekmektedir:

 

·         Üretici örgütü tarafından piyasaya sunulan ürünlerin değerinin sırasıyla %3’ü, %2’si ve %1’i. Piyasaya sunulan ürünlerin değeri, üretim değeri ağırlıklı ortalaması ve üretici fiyatı ağırlıklı ortalaması esas alınarak hesaplanan tek bir fiyat üzerinden yıllık olarak belirlenmektedir;

 

·         Organizasyonun kuruluş ve faaliyet dönemlerine ait masraflarının sırasıyla %60’ı, %40’ı ve %20’si.

 
  1. Uygulama Programları
 

Uygulama programları; üretici örgütlerin, üyelerinin belli türleri hangi oranda avlaması gerektiğini önceden planlamasını ve yakalanan ürünler karaya çıkarıldıktan sonra bunların maddi geri dönüşlerinin nasıl en üstün düzeyde olabileceğinin yollarını aramasını sağlayarak, arz ve talep dengesine yönelik stratejiler geliştirmektedir. Bu programlar, piyasayı daha iyi yönetmelerini sağlayacak bir araç sunarak gerek balıkçılık gerek su ürünleri yetiştiriciliği sektöründe organizasyonun rolünü güçlendirmektedir.

 

Üretici örgütlerinin avlanma döneminin başlamasından itibaren 7 hafta içerisinde bu uygulama programlarını kendi ulusal yetkili birimlerine sunmaları gerekmektedir. Normal koşullarda bunlar 1 Ocak tarihi itibariyle bütün bir yılın balıkçılık faaliyetlerini kapsamaktadır. Ancak avlanma mevsimi ve takvim yılı başlangıcı aynı zamana rastlamazsa veya uygun zaman dilimi 12 aydan fazla ise istisnalara izin verilmektedir. Bir uygulama programı; bir pazarlama stratejisini, bir av veya istihsal planını, pazarlanması güç olan türlere yönelik özel ihtiyati tedbirleri ve bir dahili cezalandırma sistemini kapsamaktadır.

 

AB mevzuatı, bir uygulamalı programın hazırlanması ve uygulanmasına yönelik masrafları karşılamak üzere bir maddi tazminat sunmaktadır; ancak, bu tazminatın verilip verilmeyeceğine Üye Devletler karar vermektedir. Bu destek, 1 Ocak 2001 yılı itibariyle tanınma hakkı kazanmış olan üretici örgütleri için 2001-2006 yılları arasında 5 yıl süreyle geçerlidir. Bu, program kapsamında yer alan canlı türlerine göre farklılık gösterecektir.

 

3. Kaliteyi Artırmaya Yönelik Planlar

 

Bu mekanizma üretici örgütlerinin kendi ürün kalitelerini artırmalarını teşvik etmek üzere tasarlanmıştır. Bunu gerçekleştireceklerini öne sürdükleri bir plan sunan örgütlere Üye Devletler tanınma hakkı sağlayabilir.

 

Ürünlerinin kalitesini artırmak üzere teşvik alan üretici örgütleri, aşağıdaki bilgileri göndererek ulusal yetkili birimlerinden özel tanınma hakkı almak üzere başvuruda bulunabilirler:

 

·         Kaliteyi artırma planı kapsamına alınan ürünlerin bir listesi;

 

·         Mevcut sistemdeki eksiklikleri değerlendirmenin yanı sıra kaliteyi artırmaya yönelik önerilerde bulunmak üzere yapılan hazırlık çalışmasının özeti;

 

·         Söz konusu planın balıkçılık ve yetiştiricilik ürünlerine yönelik tüm üretim zincirinde kaliteyi nasıl kayda değer oranda artıracağını açıklayan bir rapor;

 

·         Her aşamada uygulanması gereken tedbirlerin tanımlandığı bir rapor;

 

·         Değerlendirme ve takip ile ilgili kalıcı bir sistem;

 

·         Bütçelendirme tahminleri.

 

Avrupa Birliği kapsamında kaliteyi artırmak üzere kullanılan yöntemlere; denizde avlanma sürelerinin daha kısa tutulması, kasalara daha az sayıda balık yerleştirilmesi, buzlu paketleme yönteminden daha çok faydalanılması ve üretim zincirinde ürünlere daha az temas edilmesi gibi hususlar örnek gösterilebilir.

 

Kaliteyi artırmaya yönelik bir planın hazırlanması ve uygulanması ile ilgili olarak AB, balıkçılık sektörüne yönelik Yapısal Fon Avrupa Balıkçılık Fonu üzerinden finansal destek sağlamaktadır. Her Üye Devletteki ulusal programın kapsamına bağlı olarak söz konusu yardım, organizasyonun resmi olarak tanınmasından 3 yıl sonra sunulmaktadır. Birinci, ikinci ve üçüncü yıllarda sunulacak yardımın, bir üretici örgütünün planını hayata geçirmek üzere ihtiyaç duyacağı maliyetlerin sırasıyla %60’ını, %50’sini ve %40’ını aşmaması gerekmektedir. Hak edilen maliyetler, destekleyici ticaret ve muhasebe kayıtları esas alınarak belirlenecektir ve aşağıdaki harcama alanlarını kapsayacaktır:

 
  • Planla ilgili hazırlık çalışmaları, taslaklar ve değişiklikler;
  • Teknik servis ve danışmanlık ile ilgili personel maliyetleri (ücret ve maaşlar, eğitim masrafları, sosyal güvenlik kesintileri ve seyahat masrafları) ve ücretleri;
  • Haberleşme ve telekomünikasyon;
  • Ofis malzemesi ve amortisman veya bu tip malzemelerin kiralanmasına yönelik harcırah;
  • Ürün kalitesini artırmaya yönelik teknikler ve özellikler hakkında üyelerin bilgilendirilmesini sağlayacak tedbirler;
  • Kalite artırma planının uygulanmasına yönelik olarak örgütün aldığı kararlara uyumlu hareket edilip edilmediğini takip edecek bir sistemin oluşturulması ve hayata geçirilmesi.
 

4.Piyasaya Müdahale Mekanizmaları

 

Balıkçılara en azından asgari bir gelir seviyesi sunabilmek amacıyla üretici örgütleri, fiyatlar belli bir düzeyin altına düştüğünde balıkları ve kabuklu deniz ürünlerini piyasadan çekebilirler. Piyasadan geri çekme fiyatı olarak adlandırılan bu oran, piyasaya sunulan her ürün tipi için Komisyon tarafından yıllık olarak belirlenir. Bu fiyat ilk olarak bir rehber fiyat esas alınarak tespit edilir; daha sonra Komisyon önerisi doğrultusunda Bakanlar Konseyi tarafından yıllık bir fiyata sabitlenir. Fiyatlar düştüğünde ve müdahale mekanizmaları devreye girdiğinde, üyeler AB yardımı alan bağlı bulundukları organizasyondan tazminat alır.

 

Maddi tazminata hak kazanmak için piyasadan kaldırılan ürünlerin resmi kalite kriterlerini karşılaması gerekmektedir. Buna ek olarak söz konusu geri çekme faaliyetleri sadece ürünlerin gereğinden fazla tedarik edildiği istisnai durumlar ile sınırlandırılmalıdır. Tazminat oranı piyasadan çekilen ürünün miktarı ile doğrudan bağlantılıdır; öyle ki piyasadan ne kadar yüksek oranda ürün çekilirse o kadar az tazminat ödenir. Piyasadan çekilen ürünler doğrudan imha edilmez. Genellikle hayvan maması üretiminde kullanılmak üzere satılır. Balıkların ziyan olmaması için üretici örgütleri başka yöntemlere de başvurabilir.

 

Beş farklı müdahale mekanizması bulunmaktadır.

 

Ø  Geri çekme

 

Ø  Erteleme Faaliyetleri

 

Ø  Üretici örgütleri tarafından bağımsız gerçekleştirilen piyasadan geri çekme ve erteleme faaliyetleri

 

Ø  Özel Depolama

 

Ø  Ürün işleme endüstrisine orkinos tedarik eden üreticilere yönelik telafi ödeneği

 
  1. Üretici Örgütlerinin Hizmetine Sunulan Diğer Araçlar
 

Ortak pazar organizasyonu kapsamında, üretici örgütlerinin seçeneklerini artıran başka araçlar da yer almaktadır. Bu araçların kullanılması Avrupa Komisyonu’nun denetimi altındaki Üye Devletlerin isteğine ve kararına bağlıdır. Söz konusu araçlar şunlardır:

 

İnhisari tanınma

 

Üye Devletler küçük çaplı ve sektörle ilgisiz örgütlerin kurulmasını/artmasını engellemek üzere belli bir bölge için tek bir üretici örgütüne inhisarı tanınma hakkı verebilir.

 

Üye olmayan kişilere sınırlandırmaların getirilmesi

 

Üretici örgütlerine üyelik isteğe bağlı olduğu için, söz konusu organizasyonların uyguladığı piyasa düzenleme tedbirlerinin üye olmayan balıkçılar tarafından göz ardı edilmesi riski daima bulunmaktadır. Bu sebepten dolayı, Üye Devletler bazı koşullar altında üye olmayan balıkçılardan belli bir süre boyunca bu kurallardan bazılarına uymasını talep edebilir.

 

Sektör kollarını birbirine bağlayan organizasyonların kurulması

 

Geleneksel olarak balıkçılık sektörünün çeşitli kolları arasındaki bölünmeler bu endüstrinin zayıflamasına yol açmıştır. Ancak, tutumlar değişmeye başlıyor. Diğer alanlarda olduğu gibi balıkçılık endüstrisinin, ortak çıkarlara hizmet eden projeler geliştirmek üzere sektör kollarını birbirine bağlayan tanınmış organizasyonlar kurması gerekmektedir. Bunu teşvik etmek üzere AB rekabet kurallarına bir derogasyon getirilmiştir. Dolayısıyla, belli koşullara bağlı olmak kaydıyla, balıkçılık sektöründe yer alan kolları birbirine bağlayan tanınmış organizasyonların anlaşmalar yapmasına, kararlar almasına ve ortak uygulamaya girmesine izin verilmektedir.

 

Başa dön

 

 

 

BALIKÇILIK KONUSUNDA ULUSLARARASI İLİŞKİLER

 

 

 

Bu konu OBP’nin en aktif alanıdır ve iç kaynaklar tükenmekte olduğundan gittikçe önem kazanmaktadır. İki ana özelliği vardır:

 

•Birçok üye olmayan devletlerin ilan ettiği münhasır ekonomik bölgelerin ya da münhasır avcılık alanlarının kurulmasını müteakiben balıkçılık anlaşmalarının sonuçlandırılması;

 

•Açık denizler gibi münhasır ekonomik bölgelerin dışındaki stokların rasyonel olarak kullanılmasını amaçlayan çeşitli uluslararası konvansiyonlara AB’nin üye ya da gözlemci olarak katılımı.

 

Topluluk uzak mesafe balıkçılık gemileri balıkçılık bölgelerinin dışındaki geleneksel sahalarından faydalanma hakkını kaybettikleri durumlarda ikili ve çoklu seviyelerde anlaşmalar gerekli olmaktadır. Böyle gemiler için avlanma hakları, ilgili üçüncü ülkelerin çıkarlarına dayalı çeşitli tazminat şekillerine karşılık olarak birçok Topluluk üyesi olmayan ülkelerle görüşülmüştür (Çizelge 5.1). Rasyonel balıkçılığı sağlamak için Topluluk uluslararası kuruluşlar ve bölgesel balıkçılık kuruluşları ile müzakerelerde bulunmuştur.

 

Üçüncü ülkeler ile sonuçlandırılan ve yürürlükte olan anlaşmalar

 

 

 

Kuzey Ülkeleri

Afrika ve Hint Okyanusu Ülkeleri

Latin Amerika

Færoe

Angola

Arjantin

Grönland

Cape Verde

 

İzlanda

Komor

 

Norveç

Ekvator Ginesi

 

Estonya

Gambiya

 

Letonya

Gabon

 

Litvanya

Gine Bissau

 

Polonya

Gine

 

Rusya

Fildişi Sahilleri

 

 

Madagaskar

 

 

Fas

 

 

Moritanya

 

 

Mauritus

 

 

Sao Tome ve Principe

 

 

Senegal

 

 

Seyşeller

 

 

 

 

Topluluk sürdürülebilir balıkçılığı sağlamada tam olarak rol almak istemektedir. Birkaç bölgesel balıkçılık örgütüne başvurmuştur. Bu örgütlerden bazılarına tam üyedir; diğerlerine ise gözlemci olarak katılmaktadır. Topluluğun üye olduğu kuruluşlar:

 

Ø  Dünya Tarım ve Gıda Örgütü (FAO)

 

Ø  Kuzeybatı Atlantik Balıkçılık Örgütü (NAFO)

 

Ø  Kuzeydoğu Atlantik Balıkçılık konvansiyonu (NEAFC)

 

Ø  Hint Okyanusu Ton Balığı Komisyonu (IOTC)

 

Ø  Kuzey Atlantik Salmon Koruma Örgütü (NASCO)

 

Ø  Uluslararası Baltık Denizi Balıkçılık Komisyonu (IBSFC)

 

Ø  Antarktik Deniz Canlı Kaynaklarının Korunması Komisyonu (CCAMLR)

 

Ø  Atlantik Ton Balığının Korunması Uluslararası Konvansiyonu (ICCAT)

 

Ø  Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM)

 

Ø  Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)

 

Ø  Inter-Amerikan Tropik Ton Balığı Komisyonu (IATTC)

 

Ø  Balıkçılıkla İlgili İzleme, Kontrol ve Gözetim Faaliyetlerinin Koordinasyonu ve İşbirliği Uluslararası Ağı

 

 

 

Bunlara ilave olarak, Topluluk daha sonra Güney Atlantik'te yeni balıkçılık rejimleri oluşturulması için müzakerelere katılacaktır. Topluluk balıkçılık ile global seviyede ilgili olan Dünya Gıda ve Tarım Örgütüne de üyedir.

 

 

 

Başa dön

 

 

 

 

 

AVRUPA BİRLİĞİ ORTAK BALIKÇILIK POLİTİKASININ AKDENİZ BOYUTU

 

 

 

Akdeniz’de Balıkçılık Faaliyeti

 

Akdeniz’de balıkçılık Topluluğun önemli ve hayati bir sektörünü temsil etmektedir. Topluluk balıkçılık filosu tonaj olarak toplam Topluluk balıkçılık filosunun %22’sini, motor gücü bakımından %34’ünü, ve sayı olarak da %46’sını temsil etmektedir. Ortalama olarak, Akdeniz’deki balıkçı teknelerinin uzunlukları, topluluğun diğer kısımlarındakinden daha kısadır. 32.950’den fazla tekne, yani Akdeniz’deki teknelerin yaklaşık % 80’i 12 m’den kısadır. Bu da avların büyük bir kısmı daha büyük, küçük-ölçekli olmayan tekneler olmasına rağmen Akdeniz’e küçük ölçekli bir balıkçılık filosu karakteristiği kazandırmaktadır. Miktar olarak karaya çıkışta Topluluk çıkışlarının %12’si Akdeniz’de gerçekleşmektedir. Ancak karaya çıkışların ekonomik değeri daha yüksektir. Akdeniz’de yakalanan balıkların büyük bir çoğunluğu insan tüketimi için kullanıldığından avlanan küçük balıkların bile yüksek piyasa değeri bulunmaktadır.

 

 

 

Tablo 1. Topluluğun Akdeniz balıkçılık filosu

 

 

Tekne sayısı

Tonaj (GT)

Motor gücü (kW)

Yunanistan

18730

95806

555690

İspanya

14052

491246

1150504

Fransa

7883

214293

1064802

İtalya

14935

215747

1245412

Kıbrıs R. K.

897

12015

52258

Slovenya

148

865

8736

Malta

2133

2004

121301

 

 

 

FAO 2003 yılı istatistiklerine göre Karadeniz ve Akdeniz’de avlanan deniz balıkları miktarları değerleri Tablo 2’de verilmiştir.

 

 

 

Tablo 2. Akdeniz’de 2003 yılı deniz balıkları üretim miktarı

 

 

Deniz Balıkları (mil t)

  Kıbrıs

3.204

  Fransa

50.336

  Yunanistan

138.713

  İtalya

172.287

  Malta

1.975

  Slovenya

1.086

  İspanya

82.273

  Türkiye

452.743

 

 

 

Akdeniz’in Özelliği

 

Akdeniz ve burada yürütülen balıkçılık faaliyetleri Ortak Balıkçılık Politikası altındaki koruma politikası için önemli bir yere sahiptir ve belirli özelliklerle karakterize edilmektedir. Bu özellikler:

 

 

 

Ø  Ulusal suların uluslararası sulara bağıl olarak genişletilmesi

 

Ø  Paylaşılan balık stokları

 

Ø  Balıkçılık faaliyetlerinin tüm nitelikleri

 

Ø  Bilimsel bilginin elde edilebilirliği

 

Ø  Sportif balıkçılık,
olarak sıralanabilir.

 

 

 

Bu özelliklerin bir kısmı sadece Akdeniz’e has olmasa da bu bölge içerisinde anılmaktadır.

 

Avrupa Birliği Akdeniz’e ayrı bir önem vermektedir. Akdeniz’deki balık stoklarının korunması ile ilgili belirli teknik önlemlerin alınması için Birlik düzeyinde koruma ve balıkçılık yönetiminin uygulanmadığı yerlerde ilk on yıl içinde geçerli olacak bir politikanın uygulanması öngörülmektedir. Stokları korumak için geliştirici ve ilerleme sağlayıcı yönde, ulusal düzeyde dengeli ve genel uygulamalarla uyumlu kararlar alınabilmesine imkan verecek nitelikte kararlar alarak halen Akdeniz balıkçılığını etkileyen sorunlara çözüm bulunması amaçlanmaktadır. Birlik ayrıca Akdeniz balık stoklarının işletilmesinde kıyısı olan ülkeler ve bölgede avcılık yapan üçüncü ülkeleri de kapsayacak ortak bir yönetim politikası geliştirmeyi amaçlamaktadır.

 

 

 

 

 

Akdeniz’de Uygulanan Ortak Balıkçılık Politikası

 

 

 

Ortak Balıkçılık Politikası içerisinde, yapısal politikalar ve pazar politikası Akdeniz’de diğer Topluluk alanlarındaki ile eşdeğer bir şekilde uygulanmak ve yürütülmektedir. Bu her ne kadar Akdeniz’de bazı durumlardaki uygulaması gecikse de kontrol politikası için de böyledir. Ancak, koruma politikası geleneksel olarak diğer bölgelerdekinden daha farklı yürütülmektedir. Örneğin Akdeniz havzasında OBP’nin ana koruma aracı olan toplam müsaade edilebilir av miktarları (TAC) ve kota sistemi uygulanmamaktadır. Sadece 1998’e kadar sadece mavi ton balığı (orkinos) stoku böyle bir sisteme konu olmuştur. Buna ilaveten kayıt defteri gibi OBP’nin bazı unsurları Atlantik’tekinden daha sonra uygulanmaya başlanmıştır. Bu büyük ölçüde Akdeniz’in yukarıda bahsedilen özgünlüğü ile ilgilidir, ancak bazı durumlarda bu özgünlük, Topluluğun diğer kısımlarında olduğu kadar gerekli ve önemli tedbirleri uygulamadaki başarısızlık için bir mazeret haline gelmiştir. Topluluğun Akdeniz balıkçılığını düzenlenme taahhüdü, diğer balıkçılık faaliyetlerinden daha az değildir.

 

 

 

Başa dön

 
 


''