Gıda Güvenilirliği, Veterinerlik, Bitki Sağlığı Faslı

Biyolojik Güvenlik - Gıda Hijyeni

 

Biyolojik Güvenlik - Gıda Hijyeni

Biyolojik Güvenlik - Gıda Hijyeni – Giriş


Gıda Güvenliğine İlişkin Beyaz Kitapta Komisyon Topluluğun gıda güvenliği ve hijyen kurallarının sınırlarını çizmiştir, bu kurallara göre gıda işletmeleri gıda güvenliğinden birinci derecede sorumlu olacaklardır. Yeni tüzükler daha önce gıda hijyeni ve hayvansal kökenli ürünlerin üretimi ve piyasaya sunulmasına ilişkin Konsey Direktifleri altında yer alan detaylı ve karmaşık hijyen gereksinimlerini birleştirmekte, uyumlu hale getirmekte ve basitleştirmektedir. Gıda güvenliğini yönetebilmek ve gıda zincirinde gelecekte oluşabilecek krizleri önlemek için etkili araçlar kullanmanın yanında ‘‘Çiftlikten sofraya’’ mantığıyla tüm gıdalara ve gıda işletmelerine uygulanabilecek tek ve şeffaf bir hijyen politikası ortaya koymaktadırlar.

Hijyen Tüzükleri Komisyonun Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’ne uygulamadan elde edilen tecrübeyi değerlendiren bir rapor göndermesini ve uygun olduğu takdirde rapora ilgili teklifleri eklemesini öngören yasal bir gereksinim içermektedir. 852/2004/AT sayılı Tüzük Komisyonun HACCP gereksinimlerini birincil üretim alanındaki gıda işletmeleri için genişletmesinin arzu edilir ve uygulanabilir olup olmadığını değerlendirmesini öngörmektedir.


Biyolojik Güvenlik - TSE/BSE – Giriş


Bulaşıcı Süngerimsi Ensefalopatiler (TSE) insan ve hayvanlarda görülen hastalıklar grubuna verilen addır ve beyin dokusunun süngerimsi bir görünüş almasıyla karakterize olup ölüme neden olabilir. Bu grupta CreutzfeldtJakobDisease (CJD) ve insanlardaki Kuru hastalığı, sığırlarda görülen BSE, küçük gevişgetirenlerde görülenScrapie,geyiklerde görülenChronicWastingDisease ve minklerde görülen Bulaşıcı Mink Ensefalopatisi (TME) vardır.


Biyolojik Güvenlik – Hayvansal Yan Ürünler – Giriş


Hayvansal Yan Ürünlere (HYÜ) ilişkin AB kuralları


HYÜ’ler hayvan hastalıkları (ör. BSE) ya da kimyasal kontaminantlar (ör. dioksinler) bulaştırabilir ve atık olarak doğru şekilde uzaklaştırılmadıkça insan ve hayvan sağlığına zararlı olabilir. AB kuralları bu ürünlerin taşınmasını, işlenmesini ve atılmasını düzenlemektedir.
HYÜ’ler oluşturdukları risk kategorilerine göre 1069/2009/ATTüzüğündeki temel esaslar doğrultusunda sınıflandırılırlar.


Biyolojik Güvenlik – Gıda Kaynaklı Hastalıklar - Giriş


Bruselloz, salmonelloz ve listerioz gibi bazı hastalıklar hayvanlardan insanlara kontamine gıda vasıtasıyla doğrudan geçerler, bu hastalıklar zoonozlardır. Bu yüzden gıda güvenliğinde hayvan sağlığının önemi çok fazladır. Hayvan sağlığına ilişkin Topluluk mevzuatı hayvanlardan insanlara gıda yoluyla geçen zoonotik hayvan hastalıklarını içerir (64/432/AET sayılı Konsey Direktifi kapsamındaki bruselloz ve tüberküloz ya da 91/68/AET sayılı Konsey Direktifi). Zoonozlara ilişkin özel önlemler Veteriner Halk Sağlığına ilişkin Topluluk mevzuatında mevcuttur. Örneğin, süt üreten işletmelerin bruselloz ve tüberküloz statüleri 92/46/AETsayılı Konsey Direktifinde, Cysticercus ve Trichinella gibi parazitlerin etteki varlığının tespiti için önlemler ise et hijyeni mevzuatında (853/2004/EC, 854/2004/AT ve 2075/2005/AT sayılı Konsey Tüzükleri) mevcuttur.


Biyolojik Güvenlik -Trichinella


Trichinella, Trichinella ile enfekte çiğ ya da az pişmiş etin neden olduğu, insanlarda hastalığa yol açabilen bir nematoddur. Bu hastalıklara “trişinellozis” adı verilir.
Domuzları, atları, yaban domuzlarını, tilkileri, kurtları, ayıları, kokarcaları, rakunları, fareleri ve deniz memelileri ile etçil kuşlar da dahil olmak üzere diğer memelileri etkiler.

AB mevzuatında “trichinellozis”, “özel tehlike”dir ve resmi denetimlerde özel kurallara sahiptir. AB kuralları, gözardı edilebilir bir risk olan Trichinella’dan ari olan çiftlik ve bölgeler haricinde, kesime giden tüm domuzlar, yaban domuzları ve atlar için Trichinella testinin yapılmasını gerektirmektedir. Bu kurallar 854/2004/AT sayılı Tüzük ve 2075/2005/AT sayılı Tüzüklerle düzenlenmektedir.


Biyolojik Güvenlik -Mikrobiyolojik Kriterler


Bitkisel ya da hayvansal kökenli gıda ürünleri iç tehlikelere sahip olabilmektedir. Mikrobiyolojik kriterler gıdaların kalite ve güvenliğini değerlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Gıda ürünlerinin güvenliği, ürün ve işlem dizaynı ve İyi Hijyen ve İyi İmalat Uygulamaları ve Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları (HACCP) ilkeleri gibi, temel olarak koruyucu yaklaşımla sağlanmalıdır.

Gıda ürünleri için Topluluk mikrobiyolojik kriterleri yenilenmiş ve önemli yeni kriterler ortaya koyulmuştur. Gıda ürünleri için mikrobiyolojik kriterler hakkındaki 2073/2005/AT sayılı Komisyon Tüzüğü, 1 Ocak 2006’dan itibaren uygulamaya koyulacaktır.


Biyolojik Güvenlik -AB Referans Laboratuvarları


Bakteri, virüs ve prion gibi biyolojik tehlikeler gıdalarda, özellikle hayvansal kökenli gıdalarda bulunabilmektedir. Tavukçulukta Salmonella, süt ürünlerinde Listeriamonocytogenes, yumuşakçalarda Amnezik Kabuklu Zehirlenmesi (ASP), sığırlarda BSE insan sağlığına karşı ciddi risk oluşturmaktadır.
Komisyon “AB Referans Laboratuvarları “ ile koordine şekilde çalışan “Ulusal Referans Laboratuvarlar” ağı oluşturmuş ve testler, rutin prosedürler ve güvenilir test yöntemleri hakkında AB genelinde standartlar oluşturmuştur.


Biyolojik Güvenlik -Gıdaların Işınlanması


Gıdaların ışınlanması yüksek enerji iyonize radyasyon ile gerçekleştirilen fiziksel bir işlemdir.
  • Mikroorganizmaların, virüs, bakteri veya böceklerin yok edilmesi;
  • Patates, soğan ve sarımsağın çimlenmesinin ve filizlenmesinin önlenmesi;
  • Meyve ve sebzelerin olgunlaşmasının yavaşlatılması;
  • Raf ömrü uzatılarak et, kanatlı ve deniz ürünleri kaynaklı hastalıkların önlenmesi.
Işınlanmış ya da ışınlanmış içeriğe sahip olan gıdalar mutlaka etiketlenmelidir.


Biyolojik Güvenlik -Onaylanan İşletmeler


AB’nde, insanların tüketimi için olsun olmasın gıda üreten işletmeler, kayıt altına alınmalıdır. Öyle ki; bazı durumlarda ülkelerinin yetkili otoritesi tarafından onaylanmadığı takdirde işletmeler faaliyet gösterememektedir. AB ülkeleri, onaylanmış işletmelerin listesini halka açık olarak hazırlamaktadır.


Biyolojik Güvenlik -Su Ürünleri ile İlgili Özel Konular


İnsanların tüketimi için kullanılan su ürünlerinde bulunan canlı parazitleri öldürmek için uygulamalara dair 1276/2011/AB sayılı Tüzük, 08/12/2011 tarihinde kabul edilmiştir.

Uyumlu işletmeler: Hükümetin etkili kontrolü altında olmayan Kıbrıs’taki alanlar

2007/330/AT sayılı Karar, Ek I; B, 1, 2inci paragraf uyarınca Kıbrıs adasında bazı hayvansal ürünlerin hareketine izin veren uyumlu gemilerin listesi ve şartları 866/2004/AT sayılı Tüzük altında yer almaktadır.


Biyolojik Güvenlik -Antimikrobiyel Direnç


Mikroorganizmalar, antibiyotikler gibi antimikrobiyal maddelere dayanıklı hale geldiklerinde, antimikrobiyel direnç geliştirirler.

Antimikrobiyel direnç, antimikrobiyel kullanımı bakımından bir sağlık sorunu oluşturmaktadır ve antimikrobiyel ilaçların yaygın kullanımı ve de yeni antimikrobiyellerin piyasaya yavaş arzı nedeniyle son yıllardayönetimi ve önlenmesi daha zor bir hale gelmiştir.

Biyoteknoloji

 

Biyoteknoloji


Genetiği Değiştirilmiş Gıda ve Yem


Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO), yeni bir özellik kazandırmak amacıyla genetik karakterleri yapay olarak değiştirilmiş bitki ve hayvan gibi organizmalardır. Bu GDO’ları içeren gıda ve yemler Genetik Olarak Değiştirilmiş (GD) adını almaktadır.

Modern biyoteknolojinin gelişmesini ve özellikle GDO’ların tamamen güvenli olmalarını sağlamak amacıyla Avrupa Birliği, Birlik içinde GD gıda ve yemlerin düzenlendiği yasal bir çerçeve oluşturmuştur. Bu çerçeve iç pazar etkili şekilde çalışırken insan hayatı, sağlığı ve refahının yüksek düzeyde korunması, çevrenin ve tüketici menfaatinin sağlanması hakkında küresel bir hedefi gerçekleştirmeye çalışmaktadır.


GDO’ın Değerlendirmesi


Mevcut mevzuatın yenilenmesi ve uygulanmasının geliştirilmesi sürecinin bir parçası olarak Komisyon, 2009-2011 yılları arasındaki GDO mevzuatının değerlendirilmesi çalışmasını yürütmüştür. İki farklı danışmanlık, GDO yetiştiriciliği ve GD gıda ve yem yönlerini işaret etmiştir. Bu çalışmanın ana hedefi özellikle paydaşlar ve yetkili otoritelerin fikirlerini ve gerçekleri bir araya getirmektir.


Değerlendirmenin ana bulguları:

 
  • GDO yetiştiriciliğinde daha fazla esneklik ihtiyacı,
  • Düşük seviyedeki miktarlara çözüm,
  • GDO yetiştiriciliğinin sosyo-ekonomik çıkarımları konusunda teknik bilginin derlenmesi,
  • Risk değerlendirme kılavuzlarının gözden geçirilmesi ve Üye Devletler tarafından onaylanan yasal dökümana dönüştürülmesi,
  • İzleme faaliyetlerinin desteklenmesi,
  • Yeni bitki ıslahı tekniklerinin değerlendirilmesi,
  • GDO konularında iletişimin artırılması gerektiği sonuçlarına varılmıştır.
 

Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Konusunda Avrupa Birliği Stratejisi


Ocak 2002’de Avrupa Komisyonu yaşam bilimleri ve biyoteknolojiye stratejik bakış konulu bir Bildiri yayınlamıştır. Avrupa’da sürdürülebilir ve sorumlu politikaların geliştirilmesine işaret eden bu Bildiri, üç ana soruyu gündeme getirmiştir:
  • Toplumun ihtiyaçlarını karşılamak ve rekbetçiliği artırmak amacıyla, Avrupa nasıl yaşam bilimleri ve biyoteknolojiyi geliştirmek için gereken insan, endüstri ve finansal kaynakları sağlar?
  • Avrupa nasıl vatandaşlarının güvenini ve desteğini sağlayan etkili, güvenilir ve sorumlu politikalar oluşturabilir?
  • Avrupa küresel meydan okumalara en iyi cevabı nasıl verir, nasıl açık, uluslararası bir bakışla ailevi politikalarını geliştirir ve kendi yararına hangi uluslararası eylemleri sürdürür?
Komisyon düzenli olarak gelişmeleri rapor etmektedir. İlk rapor 5 Mart 2003 tarihinde, ikinci rapor 2 Haziran 2004 tarihinde kabul edilmiştir.

Gıda Etiketleme

 

Gıda Etiketleme

Giriş


Avrupa Birliği’nde, gıda ürünlerinin içeriği ve bileşimine dair Avrupalı tüketicilerin kapsamlı bilgi edinebilmelerini sağlamak adına gıdaların etiketlenmesi için kurallar devreye konmuştur.


Topluluk Mevzuatı


2000/13/AT sayılı Direktif, 26 Kasım 2001 tarihli, etiketleme için et tanımı, gıdalarda etin nerelerde katkı maddesi olarak kullanıldığına dair yasaları içeren 2001/101/AT sayılı Komisyon Direktif ve 10 Kasım 2003 tarihli Direktif 2003/89/AT sayılı Direktif tarafından değiştirilmiştir. Bu son değişiklik, etiket üzerinde tüm içeriğin belirtilmesini zorunlu kılmaktadır. Yeni hükümler 25 Kasım 2005 tarihinden itibaren uygulamaya konacaktır.

Etiketleme ve gıdanın nihai tüketiciye sunumu ve reklamı üzerine olan 2000/13/AT sayılı Konsey Direktifi, gıdaların etiketlenmesi ile ilgili AB mevzuatının ana parçasıdır. Bu direktif fonksiyonel etiketleme ilkesine dayanmaktadır. Bunun amacı, tüketicinin, ürünün içeriği, imalatçısı, depolama ve hazırlanma koşulları ile ilgili gereken tüm bilgileri almasını sağlamaktır. Üreticiler, verilen bilgiler doğru ve tüketiciyi yanıltmayacak nitelikle olduğu müddetçe, istedikleri ek bilgileri etikette bulundurmakta serbesttirler. Ayrıca, bu direktif, herhangi bir hastalığı önleyici veya tedavi edici gıda maddeleri veya bu maddelere atıfta bulunan bilgileri yasaklamaktadır.

Bu çalışma, yakın zamanda sonlandırılmıştır. 1997’de, Nicel Malzemeler Beyannamesi ilkesinin uygulanması için genel yönerge çıkarılmıştır. Etiketler, nihai ürünün yüzdesi şeklinde belirtilen belirli maddelerin miktarını göstermek üzere vardır. Yönergeleri, Aralık 1998’de revize edilmiştir.


Fiyat Göstergesi


Fiyatların göstergesi, Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 16 Şubat 1998 tarihli, tüketicinin korunması adına tüketiciye sunulan ürünlerin fiyatlarının gösterilmesi üzerine 98/6/AT sayılı Direktif tarafından düzenlenmektedir.
Bu direktifin amacı, satış fiyatı göstergesi ve tüketici bilgilerini birleştirmek ve fiyat karşılaştırmasını kolaylaştırmak amacı ile tüketicilere tüccarlar tarafından sunulan ürünlerin ölçü birim fiyatının belirtilmesidir.


Kinin ve Kafein


Belirli gıda katkı maddeleri, fazla tüketildiği veya sadece tüketildiği zaman, tüketicilerin çoğunda bir problem gözlenmezken bazı tüketicileri olumsuz etkileyebilir. Kafein ve kinin de bu gıda maddelerine örnektir. Bazı içeceklerde tatlandırıcı olarak kullanılan kinin, metabolik rahatsızlığı bulunan kişilerde kontrendikasyona neden olabilmektedir. Kafein, aşırı tüketildiğinde, olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Bu nedenle, Komisyonun 2002/67/AT sayılı yönetmeliği tüketicilerin sistematik olarak, gıdalarda kafein veya kinin varlığına ve yüksek kafein içeriği varlığına dair bilgi sahibi olmalarını hedeflemektedir.

Kinin ve kafein için, ilave etiketleme kuralları 2002/67/AT sayılı direktifte bulunmaktadır.


Sığır Etinin Etiketlenmesi


Komisyonun 25 Ağustos tarihli 1825/2000 sayılı Tüzüğü, Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 1760/2000 sayılı Tüzüğünün sığır eti ürünlerinin etiketlenmesine ilişkin uygulanmasına dair detaylı kuralları ortaya koymaktadır.


GM Gıda & Yem Etiketlenmesi


1007’den beri, Topluluk mevzuatı GM gıdaların etiketlenmesini belirli durumlar için zorunludur;

GDO’dan oluşan veya GDO içeren ürünler,

GDO’dan üretilen ama artık GDO içermeyen ürünler (eğer hala, genetik modifikasyondan kaynaklanan DNA veya protein mevcut ise)

GDO Etiketleme için, Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 22 Eylül 2003 tarihli 1830/2003 sayılı Tüzüğü gereği, genetiği değiştirilmiş organizmalar ve gıdalar ve genetiği değiştirilmiş organizmalardan üretilen yem ürünlerinin izlenebilirliğini içermektedir ve 2001/18/AT sayılı Direktif, bu direktifle değiştirilmiştir.

Genetiği değiştirilmiş mısır ve soya çeşitlerinin etiketlenmesi 258/97 sayılı Tüzükte kapsanmamış, 1139/98 sayılı Tüzükte yer almıştır. Buna ek olarak, tüm genetiği değiştirilmiş katkı maddeleri ve tatlandırıcılar, 50/2000 sayılı Tüzüğe göre etiketlendirilmek durumundadır.

Genetiği değiştirilmiş tohum çeşitleri 98/95/AET sayılı Konsey Direktifine göre etiketlendirilmelidir.


Beslenme Etiketlemesi


Genel beslenme etiketlemesi, 90/496/AET sayılı Konsey Direktifi ile yönlendirilmektedir.

Beslenme Etiketlemesi hususunda temel kuralları içeren revizyon süreci:

Ocak 2008’de, Komisyon Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin bir mevzuat önerisini Topluluk mevzuatını güncellemek ve gözden geçirmek için öne sürmüştür. Gıdaların beslenme etiketlemesi üzerine 90/496/AET sayılı Konsey direktifi, mevzuatın belirli yönlerini değiştirebilme ihtimalini öne sürmektedir.


Gıda katkı maddeleri


Gıda katkı maddeleri, normal bir diyete ek olarak kullanılabilecek beslenme veya fizyolojik etkiye sahip konsantre besin kaynağı veya besin maddeleridir.

2002/46/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifi, gıda katkı maddelerindeki vitamin ve mineraller üzerine belirli kurallar öne sürmektedir. 2002/46/AT sayılı Direktifin Ek II kısmında onaylı vitamin ve mineral hazırlıklarını içeren bir liste yer almaktadır. 2002/46/AT sayılı Direktif, 1137/2008 Yasal Düzenlemesi ile uyumlu hale getirilmiştir.

Gıda katkı maddeleri vitamin ve mineral düzeyleri

Gıda katkı maddeleri üzerine 2002/46/AT sayılı Direktif vitamin ve mineral miktarları için maksimum ve minimum değerleri içermektedir.

Yapılan çalışmalar ışığında, Komisyon, gıda katkı maddeleri üzerine olan 2002/46/AT sayılı Direktife uyumlu olmak üzere, Konsey ve Avrupa Parlamentosuna, vitamin ve mineraller dışındaki maddelerin kullanımına ilişkin bir rapor hazırlamıştır. Bu rapor, iki Komisyon personeli çalışma belgeleri ile birlikte sunulmuştur. Vitamin ve mineraller dışındaki gıda katkı maddeleri için özellikler ve Pazar için uygun perspektifler ve bunların kullanımına ilişkin bilimsel bilgi raporda mevcuttur.


Sağlık ve Beslenme İddiaları


Giriş


2006 senesinin aralığında, gıda üzerine yapılan beslenme ve sağlık iddialarına dair tüzük, Konsey ve Parlamento tarafından kabul edilmiştir. Bu Tüzük ile ilk defa, “düşük yağ”, “yüksek lif” ya da “kan kolesterolünü düşürmek” gibi sağlık bilgilerinin içerilmesini öne sürmüştür.

Bu tüzük, Avrupa Birliği’nde gıda etiketleme, sunuş veya pazarlamaya dair herhangi bir iddianın açık, net ve tüm bilim dünyası tarafından kabul edilmiş kanıtlara dayalı olmasını sağlamak için uygulama önlemlerini öne sürmüştür. Ayrıca, bu tüzük adil rekabeti ve gıda alanında yeniliği muhafaza etmektedir.


Arka Plan


Komisyon, Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği için 16 Temmuz 2003’te teklifte bulunmuştur (Teklif No (2003) 424).

Komisyon hizmetleri, 90'dan fazla paydaşın yorumunu almıştır:

Sanayi Grupları, Tüketici Grupları, Diğer Gruplar


Sağlık İddiaları


SAĞLIK İDDİALARI NELERDİR?

Sağlık iddiası, sağlık ve gıda arasındaki herhangi bir ilişki olarak ifade edilir.

Komisyon, bilimsel kanıta dayalı ve tüketici tarafından kolayca anlaşılabilir sağlık iddialarını yetkilendirir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) sağlık iddialarını destekleyen bilimsel kanıtları değerlendirmekten sorumludur. Komisyon, Avrupa Birliği tarafından onaylanan ve reddedilen sağlık iddialarının dahil olduğu listeler hazırlamaktadır.

SAĞLIK İDDİALARININ TÜRLERİ NELERDİR?

Vücudun büyümesi, gelişmesi ve işlevleri ile ilgili, psikolojik ve davranışsal işlevler ile ilgili, zayıflama ya da kilo kontrolü üzerine vb.

YETKİLENDİRME İŞLEMLERİ?

AB ülkeleri, Komisyona yaklaşık 44000 sağlık iddiasını içeren ulusal listeler hazırlamaktadır. Bunlar birleştirilip EFSA’ya değerlendirilmek üzere gönderilir. EFSA’nın görüşleri seri olarak yayımlanmıştır.

EFSA ulusal mercileri ve uygulamanın alındığı Komisyonu bilgilendirir ve kamuoyuna açık bir görüş bildirir. Komisyon bir karar taslağı hazırlar ve EFSA görüş yayımladıktan sonra, bu taslağı Gıda Zinciri ve Hayvan Sağlığı Daimi Komitesine gönderir. Gıda Zinciri ve Hayvan Sağlığı Daimi Komitesi'nin olumlu görüşü elde edildikten sonra, Avrupa Parlamentosu ve Konsey, Komisyon’un karar taslağı üzerinde inceleme yapmak hakkına sahiptir. Hiçbir itiraz yoksa, Komisyon, taslak karar kabul etmiştir.

Beslenme İddiaları


Beslenme iddiası, herhangi bir gıdanın beslenme açısından belirli özelliklere sahip olduğunu öne sürmektedir.

Beslenme iddialarına, 1924/2006 sayılı Tüzük Ekinde yer alan listede mevcut ise izin verilmektedir.

Başlıca beslenme iddiaları: Düşüm Enerjili, Enerjisi-Azaltılmış, Enerjisiz, Düşük Yağ Oranı, Yağsız, Doymuş Yağ Oranı Düşük, Düşük Şeker Oranı, Şekersiz, Şeker İlavesiz, Düşük Sodyum/Tuz İçeren, Elyaf Kaynağı, Yüksek Fiber, Protein Kaynağı, Yüksek Protein vb.


Besin Profilleri


Komisyon besin profilleri üzerine belirli ve kapsamlı görüşmeler yürütmüştür. Üye ülkelerin uzmanları, Komisyonun beslenme ve sağlık üzerine çalışan uzman grubuna danışmıştır. Bu çalışmalar içerisinde, EFSA da bulunmaktadır.

Yönetmeliğin dördüncü maddesinde belirtildiği üzere Ocak 2009 tarihi itibariyle Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin incelemesi ve düzenleyici komite prosedürü ile besin profillerinin oluşturulması gerekliliğini öne sürmektedir.


Doğal Mineralli Sular


İnsan tüketimi için tasarlanmış farklı kategoriler mevcuttur, doğal mineralli sular bu kategorilerden bir tanesidir. Doğal mineralli sular, kaynaklarının saflığı ve mineral seviyelerine göre karaterize edilmektedirler.

2009/54/AT sayılı direktif, doğal mineralli suların pazarlaması ve istismarı üzerinedir.

2003/40/AT ve 16 Mayıs 2003 tarihli Komisyon Direktifi, doğal mineral sularının bileşenleri için konsantrasyon limitleri ve ozonla zenginleştirilmiş hava kullanımı için etiketleme gereksinimlerini içermektedir.

Doğal mineral suları, AB üyesi ülkelerin yetkili makamları tarafından veya Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) ülkeleri tarafından yapılan bir yetkilendirme prosedürüne tabidir.

115/2010 sayılı ve 9 Şubat 2010 tarihli Komisyon Tüzüğü doğal maden suları ve kaynak sularından elde edilen florür giderimi ve aktif alümina kullanımı üzerinedir.

GENEL GIDA YASASI

 

GENEL GIDA YASASI


Giriş


Tüm üye devletlerde ve pek çok üçüncü ülkede gıda güvenliği ve tüketicinin korunması ile ilgili kapsamlı prensipler ulusal mevzuata aktarılmıştır. Ancak Avrupa Birliği düzeyinde gıda mevzuatı kapsamlı bir yasal araç olarak kurulmuş bu temel ilkelerin bazıları olmadan gelişmiştir.

28 Ocak 2002 tarihinde Avrupa Parlamentosu ve Konsey Genel İlkeler ve Gıda Kanununun gereklilikleri üzerine 178/2002/AT sayılı tüzüğü kabul etmiştir.

Genel Gıda Kanunu’nun amacı gıda mevzuatın gelişmesinde tutarlı bir yaklaşım sağlamak için bir çerçeve oluşturmaktır. Gıda/yem üretimi ve dağıtımının tüm aşamalarını içeren tanımları, ilkeleri ve yükümlülükleri kapsamaktadır.


İlkeler


Gıda Kanunu Genel İlkeleri 21 Şubat 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Genel Amaçlar
Gıda Yasası insan ve hayvan yaşamının korunmasını, hayvan sağlığı ve refahı, bitki sağlığı ve çevreyi dikkate alarak yüksek düzeyde korumayı amaçlamıştır. Bu entegre “Çiftlikten çatala” yaklaşımı AB gıda güvenliği politikası için genel ilkeler olarak kabul edilir.

Gıda yasası, hem ulusal hem de AB düzeyinde güvenli gıda için tüketici haklarını oluşturur.

Risk Analizi

Bu yönetmelik gıda ile ilgili risk analiz ilkelerini ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi tarafından alınan bilimsel ve teknik değerlendirmeler için yapıları ve mekanizmaları belirler.

Bilimsel risk değerlendirmesi bağımsız, objektif ve şeffaf olmalı ve bilimsel verilere dayandırılmalıdır.

Risk yönetimi aşamasında karar vericiler bilimsel risk değerlendirmesine ek olarak bir dizi bilgiyi de dikkate almak zorundadır. Bu bilgiler, risk kontrol fizibilitesi, en etkili risk azaltma faaliyetleri, gerekli pratik düzenlemeler, sosyoekonomik etkiler ve çevresel etkilerdir. 178/2002/AT sayılı yönetmelik risk yönetimi eylemlerinin sadece riskin bilimsel değerlendirmesinin değil aynı zamanda diğer meşru faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini düzenler.

Şeffaflık

Gıda güvenliği ve tüketici menfaatlerinin korunması genel kamu, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, uluslararası ticaret ortakları ve ticari kuruluşlarda artan endişelerdir. Bu nedenle yönetmelik gıda hukukunun gelişiminin tüm aşamalarında paydaşların daha yoğun katılımını sağlamakta ve tüketici güvenini artırmak için gerekli mekanizmaları oluşturur.

Mevzuatın şeffaflığı ve etkin kamu istişareleri bu güveni oluşturmak için gereken temel unsurlardır.
 

Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi


Gıda ve yemler için hızlı alarm sistemi gıda ve yem kontrol otoritelerine gıda ya da yemlerle alakalı tespit edilen ciddi risklerle ilgili alınan tedbirler hakkında bilgi alışverişine etkili bir araç sağlamak için oluşturulmuştur. Bu bilgi alışverişi üye devletlere daha hızlı davranmaya ve koordine bir şekilde yem ya da gıdadan meydana gelen sağlık tehdidine cevap vermeye yardımcı olur.


İhtiyatlılık İlkesi


178/2002/AT sayılı yönetmelik ihtiyatlılık ilkelerini risk yöneticilerine açık bir seçenek olarak oluşturur.

İhtiyatlılık ilkesi risk yöneticilerinin kabul edilemez düzeyde sağlık riski şüphesi için makul gerekçelerin tanımlandığı şartlarla ilgilidir fakat destekleyici bilgi ve veriler kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapabilmek için tamamlanmayabilir.

Bu özel durumlarda, daha bilimsel verileri arama sürecinde karar vericiler ve risk yöneticileri ihtiyatlılık ilkesine dayalı olarak sağlığı korumak için önlemler alabilir.


İzlenebilirlik


Gıda ve yem maddelerinin kökenlerinin ve gıda kaynaklarının tanımlanması tüketicinin korunması konusunda özellikle hatalı ürün bulunduğunda öncelikli önem taşımaktadır. İzlenebilirlik gıdaların piyasadan çekilmesini kolaylaştırır ve tüketicilere ilgili ürün hakkında hedeflenmiş ve doğru bilgi elde etme imkânı sağlar.

178/2002/AT sayılı tüzük izlenebilirliği gıdanın, yemin ve tüm üretim ve dağıtım aşamalarında kullanılan bileşenlerin izlenmesini ve takibini sağlamak olarak tanımlar.

Bu tüzük tüm gıda ve yemlerin GDO ile ilgili yönetmeliğe zarar vermeden izlenebilirliği hakkında genel hükümleri kapsamaktadır. İleri izlenebilirlik ile ilgili özel hükümler var olmadıkça izlenebilirlik için gereksinimler işletmecilerin ürünün tedarikçileri ve tüketicileri perakendeciden nihai tüketiciye kadar olan bir muafiyetle tanımını sağlamayı sınırlar.


Yükümlülükler


Tüzük, gıda yasasıyla uyumunu sağlamak için öncelikli yükümlülüklerinin ve özellikle gıda güvenliğinin bir arada olduğu temel ilkeleri oluşturur.

Benzer şekilde bu ilkeler yem işletmelerine uygulanır. Bu ilkeyi tamamlamak ve desteklemek için üye devletlerin yetkili makamları tarafından yeterli ve etkili kontrollerin yapılması gerekmektedir.


Uygulama Yönergesi


Genel Gıda hukukunun temel gerekliliklerinin uygulanması üzerine Üye Devletlerin uzmanlarından oluşan bir çalışma grubu bir kılavuz doküman oluşturulmuştur. Bu gereklilikler gıda ve yem ürünlerinin izlenebilirliği, operatörlerin sorumlulukları, güvenli olmayan gıda ya da yemin pazardan çekilmesi ve mercilere bildirimini kapsamaktadır.

Bu kılavuzlar gıda işletmecilerinin tek tip konularını içermemektedir. Ancak hayır kurumlarının ihtiyaçlarının izlenebilirliğinin uygulanmasına ilişkin olarak, Komisyon, Avrupa Parlamentosundan gelen istekle konumunu belirtmiştir.

Gıda Zinciri ve Hayvan Sağlığı Daimi Komitesi 20 Aralık 2004’te toplantısında kılavuzu onaylamış ve bu yararlı prosedürün 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Genel Gıda Yasasının temel gereksinimlerinin tam olarak uygulanması ile kazanılan tecrübeler ışığında devam ettirilmesinin gerekliliğini düşünmektedir.

Bu tarihten itibaren, kılavuz doküman gözden geçirilmiş ve tamamlanmıştır. Gıda güvenliği gereklilikleri üzerine yeni bir bölüm eklenmiş ve izlenebilirlik, geri çekme, gıda ve yem ihracatı üzerine yeni bölümler yeniden kaleme alınmıştır.
26 Ocak 2010 tarihinde Gıda Zinciri ve Hayvan Sağlığı Daimi Komitesi kılavuzun revizeedilmiş halini onaylamıştır.

Resmi Kontroller

 

Resmi Kontroller


Avrupa Komisyonu 12 Ocak 2000’de yayınlanan Gıda Güvenliği konusundaki Beyaz Kitap’ta gıda ve yem denetimleri hakkındaki mevzuatı geliştirmek amacıyla bir dizi girişimi duyurmuştur. Bu bağlamda gıda ve yem kanunu, hayvan sağlığı ve hayvan refahı kuralları ile uyumluluğun doğrulanmasını sağlamak için yapılan denetimler hakkında 882/2004/AT sayılı Tüzük, 29 Nisan 2004’te Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından kabul edilmiştir.

Tüzüğün 1 Ocak 2006’da uygulanabilecek olan ana unsurları:
 
  • Gıda ve yem konusunda resmi kontrollerin düzenli olarak ve uygun aralıklarla yürütülmesini sağlamak;
  • “Çiftlikten çatala” yaklaşımı altında tüm gıda ve yem zincirindeki denetimin daha uyumlu ve entegre hale getirilmesi amacıyla sistematik olarak kurallar koyan bir denetim sistemi için açık bir AB çerçevesi oluşturmak;
  • Daha uyumlu bir yaklaşım için, “Daha Güvenli Gıda İçin Daha İyi Eğitim” şeklinde bir Topluluk gıda güvenliği eğitim stratejisi oluşturmak ve geliştirmek;
  • Topluluk ve ulusal referans laboratuvarları ağı kurmak.

Resmi KontrollerinÜcretleri -882/2004/AT sayılı Tüzüğün 26,27,28,29. Maddeleri


Gıda ve yem işletmelerinin ödemeleri gereken kontrol ücretleri veya masrafları Üye Devletlerin resmi kontrolleri yürütebilmeleri için uygun olan finansal kaynaklar arasındadır.

Genellikle Üye Devletler genel vergiler ya da kontrol ücretleri ve masrafları da aralarında olmak üzere uygun bir yöntemle resmi kontrol sistemlerini finanse etmekte özgürdür. Ancak resmi denetimlerin daha yoğun olduğu belirli bölgelerde (et, süt, balıkçılık sektörleri, ihracat, vb.) ücret alınması zorunludur. Bu özel bölgeler Tüzüğün Ek IV ve V (Bölüm A)’inde listelenmiştir.


Üçüncü Ülkeler Tarafından Yürütülen İhracat Öncesi Kontrollerin Onaylanması


Avrupa Birliği gıda ve yem için en büyük ithalatçıdır. Birçok gıda ve yem ürünü için ithalat kuralları uyumlaştırılmıştır, yani aynı kurallar tüm AB ülkelerinde uygulanmaktadır. Bu kurallar tüm ithalatlarda gıda ve yem hijyeni, tüketici güvenliği ve ilgiliyse hayvan sağlığı konularında AB’ye ait ürünlerle aynı yüksek standartların karşılanmasını garanti altına almayı amaçlamaktadır. Bu anlamda Avrupa Komisyonu AB üyesi olmayan ülkeler için ithalat koşullarını ve sertifikasyon gerekliliklerini tanımlayan müzakere ortağıdır.

İhracat öncesi denetimlerin onayı üçüncü bir ülkeye ancak belirli koşullarda verilir:
 
  • Topluluk denetimi Topluluğa ihraç edilen gıda veya yemin Topluluk gereklilikleri ya da denk gereklilikleri karşıladığını gösterirse,
  • Üçüncü ülkede sevkiyattan önce yürütülen kontrollerTopluluk mevzuatı temelinde yürütülen kontrollerin yerini alacak kadar etkili ve verimli kabul edilirse.

Hayvansal Kökenli Olmayan Gıdaların İthalatında Artırılmış Kontroller


Hayvansal kökenli olmayan belirli gıdaların ithalatında kontrollerin artırılması konusundaki 669/2009/AT sayılı Komisyon Tüzüğü ve bu Tüzükte değişiklik yapan 2006/505/AT sayılı Karar, hayvansal kökenli olmayan gıda ve yemlerle ilgili bilinen ya da ortaya çıkan risklere daha etkili karşı konulmasını sağlamak amacıylaTemmuz 2009’da kabul edilmiştir.

Üye Devletlerin Tüzükte ortaya koyulan minimum gerekliliklere uymak için, sevkiyatın AB bölgesine giriş yapacağı Belirlenen Giriş Noktaları’na sahip olmaları gerekmektedir. Geliştirilmiş kontrol mekanizması, fiziksel kontroller kadar sevkiyata eşlik eden belgelerin de denetlendiği, tanımlanan riske bağlı sıklıkta laboratuvar analizlerini de kapsayan sistematik bir mekanizmadır.

Bu Tüzük aynı zamanda, ilk defa ithalat kontrolüne konu olan ürünlerin listesini ortaya koymaktadır. Burada listelenen ürünler, çeşitli kaynaklardan gelen bilgiler temelinde (RASSF ihbarları, Gıda ve Veterinerlik Ofisi (FVO)’dan gelen raporlar, Üye Devletler ve üçüncü ülkeler) sınırlardaki kontrollerde daha fazla dikkat ve kontrol gerektirmektedir.


AB Referans Laboratuvarları

AB Referans laboratuvarları, AB’de yüksek kalite, birörnek testleri gerçekleştirmek ve laboratuvar analizi alanında risk yönetimi ve risk değerlendirmesi konularında Komisyon faaliyetlerini desteklemektir.

Fonksiyonları:

  • Analitik ve referans metotlar ile Ulusal Referans Laboratuvarları’nı desteklemek ve uygulamalarını koordine etmek;
  • Gelişmekte olan ülkelerde Ulusal Referans Laboratuvarları personelini ve uzmanlarını eğitmek;
  • Komisyon’a bilimsel ve teknik destek sağlamak;
  • AB ülkelerinde hastalık ve salgınların teşhisinde kullanılan metotların koordinasyonu
  • Hastalıkların yaygın olduğu AB üyesi olmayan ülkelerde laboratuvarlar aracılığıyla hastalıkların teşhis edilme metotları konusunda işbirliği yapmak.

TRACES

Ticari Kontrol ve Uzmanlık Sistemi (TRACES), hayvanların ve hayvan ürünlerinin ithalat, ihracat ve topluluk içi ticaretlerini izleyen, bildiren ve ruhsatlandıran bir Avrupa veteriner sağlık ağıdır.Dünya çapında işletmeler (özel sektör) ve yetkili otoriteler hayvan ve hayvan ürünleri hareketlerinin izini sürebilir.


RASSF

Gıda ve Yem İçin Hızlı Uyarı Sistemi (RASSF), gıda ve yemle ilgili tespit edilen ciddi risklere karşı alınan önlemler konusunda, gıda ve yem denetim otoriteleri arasında bilgi alış verişi sağlamak amacıyla kullanılan etkili bir araçtır. Bu bilgi alış verişi Üye Devletlerin gıda ya da yem kaynaklı sağlık tehditlerine karşı daha çabuk ve daha koordine şekilde hareket etmelerine yardımcı olur.

Avrupa Komisyonu bu yapıyı, RASSF’ninişleyişini dünya çapındaki tüketiciler, işletmeler ve otoriteler için olabildiğince şeffaf hale getirmek çabasıyla oluşturmuştur. Ancak açıklık ve ekonomik zarara yol açabilecek bilginin korunması arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Zararlı ürünlerin piyasadan geri çekilmesi gerekiyorsa, Üye Devletler ve Komisyon’un en hızlı şekilde harekete geçmeleri ve tüketiciye gerekli bilgiyi de sağlayarak, ürünün ortadan kaldırıldığından emin olmaları gerekmektedir.

Yeni Gıdalar ve Yeni Gıda Bileşenleri

 

Yeni Gıdalar ve Yeni Gıda Bileşenleri

Komisyon, 15 Mayıs 1997 tarihinden önce AB içinde, insanların tüketimi için önemli ölçüde kullanılmayan gıda ve gıda bileşenlerini, yeni gıdalar ve yeni gıda bileşenleri olarak değerlendirmektedir.
Söz konusu bu gıda ve gıda bileşenleri, tüketiciler için güvenli ve tüketiciyi yanıltmayacak biçimde düzgün etiketlenmiş olmalıdır.
Yeni Gıda ve Gıda Bileşenlerinin Piyasaya Sürülmesinden Önceki risk Değerlendirmesi
Yeni bir gıda veya bileşeni piyasaya sürmeden önce firmalar, bir AB ülkesinin ruhsat otoritesine başvurmalı ve ilgili bilimsel bilgilerle güvenlik değerlendirme raporunu sunmalıdır.
Yetkili otorite, ilave değerlendirme gerekip gerekmediğine karar verir; eğer Komisyon ve AB ülkelerinin itirazı yoksa ve başka herhangi bir değerlendirmeye gerek duyulmuyorsa, ürünün piyasaya sürülmesine izin verir. Ancak, onaydan önce Komisyon, Gıda Zinciri ve Hayvan Sağlığı Daimi Komitesi’nden görüş bildirmesini ister.
Ruhsatlar
Kullanım şartları, yeni gıda veya yeni gıda bileşeninin tanımı ve spesifikasyonu ile etiketleme koşullarını ruhsatlar kapsamaktadır.
Basitleştirilmiş Prosedür – Bildirim
Yeni bir gıda veya bileşeni “Bildirim” adı verilen basitleştirilmiş bir prosedür uyarınca piyasaya sürülebilir. Bunun için; firma, Komisyon’a, geçerli bir eşdeğerlilik teşkil eden bir gıda değerlendirme kuruluşunun görüşünü temel alarak, yeni bir gıda veya bileşenini piyasaya sürdüğünden haberdar eder.
Komisyon, kamu sağlığını etkileyebilecek yeni bir gıda veya bileşene dair kararları Gıda Bilimsel Komitesi’ne gönderir.
Etiketleme
Yeni gıda ve bileşenlerin etiketlenmesi için ön görülen gereklilikler, gıda etiketleme genel AB gerekliliklerine ek olarak yapılmaktadır. Gerek duyulduğu takdirde, yeni gıda ve yeni gıda bileşenlerinin etiketleri, karakteristik bilgilere ( kullanım amacı, besin değeri, bileşimi ), kimi bireylerin sağlıkları için olası etkilere ve etik açıdan kaygı uyandıran malzemelere dair ifadeler barındırabilir.
Güvenlik Önlemleri
AB’ne üye bir ülke, yeni bir gıda veya bileşeni, insan veya çevre sağlığı için bir risk olarak değerlendirdiği takdirde, kendi toprakları içinde ilgili gıda veya bileşenin piyasaya arzını askıya alabilir veya geçici olarak sınırlandırabilir. Söz konusu üye ülke tarafından bilgilendirilen Komisyon, ya alınan ulusal önlemleri, tüm AB ülkelerinde uygulanacak şekilde genişletir, ya da ilgili gıda veya bileşenin piyasadan kaldırılmasını ister.
258/97/AT sayılı Tüzük
Tüzük, hâlihazırda ruhsatlı olan gıda ve bileşenleri, 89/107/AET sayılı Direktif kapsamındaki gıda katkı maddelerini, 88/388/AET sayılı Direktif kapsamındaki gıdalarda kullanılan aromaları, 88/344/AET sayılı Direktif kapsamındaki gıda üretiminde kullanılan ekstraksiyon çözücüleri, 1829/2003/AT sayılı Tüzük kapsamındaki gıda ve yemde genetiği değiştirilmiş organizmaları kapsamamaktadır. Eğer gıda ve/veya gıda bileşenleri, gıda takviyelerinde yoğun olarak kullanılıyorsa; diğer gıdalardaki yeni kullanımları için Yeni Gıda Tüzüğü uyarınca ruhsatlandırılmaları gerekmektedir.

AB BİTKİ SAĞLIĞI POLİTİKASI

AB BİTKİ SAĞLIĞI POLİTİKASI

AB bitki sağlığı politikaları dört genel başlıktan oluşmaktadır. Bunlar, zararlı organizmalar, bitki koruma ürünleri, bitki çeşit hakları, tohum ve fide kalitesidir. Bu başlıklar tek tek ele alındığında bitki sağlığı ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisinde bulunan birçok sektör ortaya çıkmaktadır.

Zararlı Organizmalar

AB bitki sağlığı politikasının temel prensibi bitki ve bitkisel ürünlere zararlı organizmaların Topluluğa girişini ve bunların Topluluk içerisinde yayılmasını önlemektir.
AB bitki sağlığı rejimi “Bitkilere veya Bitkisel Ürünlere Zararlı olan Organizmaların Topluluğa Girişlerine ve Topluluk İçerisinde Yayılımına Karşı Koruyucu Önlemlere İlişkin 8 Mayıs 2000 tarih ve 2000/29/AT sayılı Konsey Direktifi” ile yürütülmektedir.
Bu Direktifin amacı; bitkiler ve bitkisel ürünler üzerine zarar veren hastalık ve zararlıları kontrol altında tutmak, bunların Topluluk içerisinde yayılmasını engellemektir. Ayrıca, Toplulukta bulunmayan zararlı organizmaların bitki ve bitkisel ürünlerin ithalatı yoluyla girişinin engellenmesi amacıyla, karantina tedbirlerinin alınması, bitkisel kaynaklı gıdaların güvenliğinin korunması ve AB Üye Devletlerindeki bitkilerin sağlık ve kalite düzeyinin güvenliğinin sağlanması hedeflenmektedir. Aynı zamanda bu mevzuat, uluslararası bitki sağlığı standartları ve kuralları uyarınca, dünyanın diğer bölgelerinden yapılan ithalat da dâhil olmak üzere, AB sınırları dâhilinde gerçekleştirilen bitki ve bitkisel ürün ticaretini de düzenlemektedir. İhracatta ticaret yapılan ülkenin kendi belirlediği kurallara göre düzenleme yapıldığı için ihracat kuralları kapsam dışında kalmaktadır.
Direktif, belirli bitki ve bitkisel ürünlerin bitki sağlık kontrollerinden geçmelerini gerektirmektedir. Bu kontroller, yılda en az bir kez yetiştirme döneminde veya hasattan hemen sonra uygun zamanlarda, üretim yerinde gerçekleştirilmektedir. Söz konusu, kontrol, bitki, bitkisel ürün ve yetiştirme ortamları için yapılmaktadır. Bu bitkilerin veya bitkisel ürünlerin üreticileri, sorumlu ulusal resmi kurum tarafından tutulan resmi bir kayıt aracılığıyla kayıt altına alınmaktadırlar.
AB’de, bitki sağlığı ile ilgili denetimler, resmi kayıtta listelenen üreticilerin üretim yerinde gerçekleştirilmektedir. AB üyesi olmayan ülkelerden yapılan ithalatlarda bitki sağlık sertifikası gerekirken; Topluluk içi ticarette bitkiler ve bitkisel ürünler ürünlerin dolaşımı kontroller, üreticilerin kaydı ve bitki pasaportu gibi çeşitli yükümlülüklere tabidir.
Topluluk içerisinde üreticilerin kayıt altına alınması, “Bitkiler, Bitkisel Ürünler ve Diğer Maddelerin Üreticilerinin ve İthalatçıların Tabi Oldukları Yükümlülükleri ve Bunların Kayıt Altına Alınmaları için Ayrıntıları Belirleyen 3 Kasım 1992 tarih ve 92/90/AET Sayılı Komisyon Direktifi” ve “77/93/AET Konsey Direktifinin Ek V Bölüm A’da Yer Almayan Bazı Bitkilerin Üretildikleri Bölgelerdeki Üreticiler, Depolar ve Paketleme Merkezlerinin Resmi Bir Kayıt Altına Alınması İçin Bu Bitkilere Özelleşmiş 24 Haziran 1993 tarih ve 93/50/AET sayılı Komisyon Direktifi” ile düzenlenmektedir.
Yapılan bitki sağlık kontrollerinin olumlu bulunması halinde, Sorumlu Ulusal Kurum, bitki pasaportu düzenlemektedir. Bu pasaport, genel olarak ürüne, ambalaja veya bazen de nakledilen araca iliştirilmiş standart bir etiket şeklinde olup, pasaport belirli durumlarda değiştirilebilmektedir.
Bununla birlikte, Üye Devletler, zararlı organizma bulunma durumu veya bölgelerine zararlı organizma girişi veya yayılımı riski hakkında Komisyonu ve diğer Üye Devletleri bilgilendirmektedirler.
AB Tek Pazarının ön koşullarından birini oluşturan Bitki Pasaport Sistemi, üreticilerin kayıt altına alınması, bitki pasaportlarının hazırlanması, tutulması ve verilmesine ilişkin izinlere ve kontrol rejimine dayamaktadır. Bitki pasaportu iç pazarda bitki sağlık sertifikasının yerini almakta fakat üreticilerin, tüccarların ve aynı zamanda bitki koruma birimlerinin zararlı organizmaların girişinin ve yayılmasının önlenmesi konusunda daha fazla sorumluluk almasını gerektirmektedir. Bitki pasaportu, ürünün Topluluk kontrol sisteminden geçtiğini göstermekte olup Tek Pazarın kurulmasından önce Üye Devletler arasında ticarette kullanılan bitki sağlık sertifikasının yerine geçmektedir. Bitki pasaportu ile Üye Devletler arasında taşınan bitkiler ve bitkisel ürünler için sınır kontrolleri bulunmamaktadır.
İlgili AB mevzuatı, “Belirli bitkilerin, bitkisel ürünlerin veya başka maddelerin Topluluk içinde hareketleri için kullanılacak bitki pasaportları için bir standardizasyon derecesi ile bu tür bitki pasaportlarının yayımlanmasına ilişkin ayrıntılı usulleri ve bunların değiştirilmesi için koşulları ve ayrıntılı usulleri belirleyen 3 Aralık 1992 tarih ve 92/105/AET sayılı Komisyon Direktifi” ile “Bitki pasaportlarına ilişkin 92/105/AET sayılı Direktifin bazı hükümlerini değiştiren 2 Mart 2005 tarih ve 2005/17/AET sayılı Komisyon Direktifidir.

Bitki sağlık rejiminde yer alan bir diğer konu ise Korunmuş Bölgeler konusudur. Topluluk içerisindeki Üye Devletin talebi ile 2000/29/EC sayılı Direktifte yer alan bir veya birden fazla zararlı organizmanın girişine karşın özel önlemler alınması öngörülen alanlardır. Bu alanlar, belirli zararlı organizmaların bulunmadığı ancak, çevresel şartları nedeniyle söz konusu zararlı organizmaların yerleşmesine uygun olan alanlardır. Bazı durumlarda ise ilgili zararlı organizma korunmuş alanda mevcuttur, ancak eradikasyon çalışmaları devam etmektedir. Bir Üye Devletin tüm alanı korunmuş bölge ilan edilebileceği gibi, sadece belirli bölgeleri/alanları zararlı organizmalara karşı korunmuş bölge ilan edilebilmektedir. Bir alanın korunmuş bölge ilan edilebilmesi için ilgili Üye Devletin söz konusu alanın o zararlıdan ari olduğunu yıllık incelemeler ile kanıtlaması gereklidir.


Bitki Koruma Ürünleri

Avrupa Birliği’nde bitki koruma ürünleri ile ilişkili olan iki temel konu bulunmaktadır. Bunlardan ilki ruhsatlandırma ve pazara sunma, ikincisi ise maksimum kalıntı limitleridir. Bu başlık altında Avrupa Birliği’nin bitki koruma ürünleri için hazırlamış olduğu strateji önemli bir dokümandır. Bu kapsamda 2009 yılında 2 adet mevzuat yürürlüğe girmiştir.
2009 yılında yürürlüğe giren mevzuatların birincisi 1107/2009/EC sayı ve 21 Ekim 2009 tarihli bitki koruma ürünlerinin piyasaya arzı ve 79/117/EEC ve 91/414/EEC sayılı Konsey Direktiflerinin yürürlükten kaldırılmasına dair Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Tüzüğüdür. Bu tüzük incelendiğinde, 14 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdiği ve 14 Haziran 2011 tarihinden itibaren üye devletler tarafından uygulanması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu Tüzük bitki koruma ürünlerinin piyasaya arzına ilişkin kuralları uyumlaştırırken Avrupa Komisyonunun sağlık ve çevrenin yüksek seviyede korunmasına verdiği önemi de ortaya koymaktadır. Ayrıca, tarımsal üretimin arttırılması da amaçlanmaktadır. Bu Tüzüğün kapsamı bitki koruma ürünleri ve bunların aktif maddeleridir. Bu Tüzük aktif maddelerin onay kriterlerine ilişkin kuralları ortaya koymaktadır. Bir aktif madde Tüzüğün Ek III’nün 2. ve3. Maddelerinde yer alan detaylı kriterleri karşıladığı takdirde onaylanır. Bu kriterler maddenin etkinliği, bileşimi, özellikleri, kullanılan analiz metotları, insan sağlığı ve çevre üzerine etkileri, ekotoksikoloji ve ilgili metabolitler ve kalıntılar ile ilgilidir. Benzer şekilde, bir aktif madde ancak üreme için 1A yada 1B mutajenik, kanserojen, yada toksik kategoride sınıflandırılmadığı ve endokrin bozucu özelliklere sahip olmadığı takdirde onaylanır. Ayrıca, bir aktif madde kalıcı organik kirletici yada kalıcı, biyoakümülatif ve toksik yada çok kalıcı ve çok biyoakümülatif ise onaylanmaz. İlk onayın süresi sınırlıdır ve on yılı geçemez ve aktif maddenin saflığı, kullanılacağı ürün ve kategori gibi bazı koşullara ve sınırlamalara tabidir. Bitki koruma ürünlerinin piyasaya razına ilişkin ruhsatlandırılması Üye Devletlerin sorumluğundadır. Başvurular ürünün ilk defa kullanılacağı Üye Devlete iletilir. Başvuruda bitki koruma ürününün insan ve hayvan sağlığına potansiyel etkilerinin ve çevreye olan olası etkilerinin değerlendirildiği bilgileri içeren iki dosya iletilir. Başvuru sahibi yada üretici tarafından iletilen bilgiler sanayi yada ticari bakımdan bir sır teşkil ettiği durumlarda gizlilik içinde muhafaza edilir. Bitki koruma ürünlerinin piyasaya arzına ilişkin ruhsat başvurusunun değerlendirilmesi için gerekli olan zaman on iki aydır, bu süre Üye Devletin başvuruyu aldığı tarihten itibaren başlar. Bu zaman süresince Üye Devlet ürünün ruhsat koşullarını taşıyıp taşımadığını kontrol eder. Daha fazla bilgi gerekli olduğunda ise Üye Devlet başvuru sahibinin bu bilgileri sağlayabilmesi için başlangıç değerlendirme süresini uzatabilir. Bu süre altı aya geçemez ve Üye Devletin ilave bilgileri aldığı tarihte sona erer. Bu sürenin sonunda, başvuru sahibi eksik bilgileri iletmediği takdirde, Üye Devlet başvuru sahibine başvurunun geçersiz olduğunu bildirir. Piyasaya arzına ilişkin ruhsatın süresi 10 yıldır ve yenilenebilir. Üye Devlet ruhsatı herhangi bir zaman içerisinde piyasaya arzına ilişkin önkoşullardan bir tanesini bile artık karşılamadığı durumlarda gözden geçirebilir. Bu durumda ise, Üye Devlet ruhsatı ya iptal eder ya da değişiklik yapar.
Bu Tüzüktü belirlenmiş olan karşılıklı tanıma ilgisi bitki koruma ürününün piyasaya arzına ilişkin ruhsat sahibinin tarımsal, bitki sağlığı ve ekolojik koşullar bakımından benzer şartlara sahip başka bir Üye Devlette de ruhsatın tanınmasını kolaylaştırmaktadır. Ancak, Üye Devlet insan yada hayvan sağlığı yada çevre açısından bu ürünün bir risk teşkil ettiği durumlar söz konusun olduğunda ürünün kendi ülkesinde dolaşmasına geçici olarak sınırlandırabilir yada yasaklayabilir.
Bazı ürünlerin korunması sağlamak amacıyla, Bu Tüzükte, ilgili Üye Devlette ruhsatlandırılmış olan bitki koruma ürününe ilişkin ruhsatın sahibi, bu ruhsat kapsamında hali hazırda yer almayan küçük miktarlı kullanımlar için ruhsatın genişletilmesini talep edebilmektedir.
Üye Devletler, bitki koruma ürünlerine ilişkin ruhsat yada iptale ilişkin bilgileri en azından üç ayda bir güncellerler. Bu bilgiler kamuya açıktır.
Aktif maddesin henüz onaylanmamış bitki koruma ürünün piyasaya arzına ilişkin geçici ruhsat verilebilmektedir. Geçici ruhsatın süresi üç yılı geçemez.
Bitki koruma ürünlerinin sınıflandırılması, etiketlenmesi ve paketlenmesine ilişkin şartlar tehlikeli preparatlara ilişkin 1999/45/EC sayılı Direktifte yer almaktadır. Bahsedilen ürünlerin paketlenmesi tüketicilerin bu ürünleri yanlış biçimde kullanmalarına engel olmaktadır.
Üye Devletler bu Tüzük hükümlerine uyulmasını sağlamak amacıyla resmi kontroller yaparlar. Raporun ait olduğu yılın sona ermesinden sonra altı ay içerisinde bu kontrollerin kapsam ve sonuçları hakkında düzenleyecekleri bir raporun nihai halini Komisyona gönderirler. Komisyon uzmanları Üye Devletlerdeki resmi kontrollere dair genel ve özel denetimler yaparlar. Bu denetimlerin amacı Üye Devletler tarafından resmi kontrollerin yapıldığını teyit etmek içindir.
Komisyon bitki koruma ürününün insan ve hayvan sağlığına veya çevreye karşı muhtemelen ciddi bir risk oluşturduğunun ve bu riskin ilgili Üye Devlet veya ilgili Üye Devletler tarafından alınan önlemlerle tatmin edici şekilde bertaraf edilemeyeceğinin sarih olduğu durumlarda söz konusu maddenin veya ürünün kullanımının ve/veya satışının kısıtlanmasına veya yasaklanmasına dair acil önlemler alır.

Bir diğer önemli husus ise günümüzde çevre ve tarım arasındaki ilişkiye son derece önem verilmesidir. Bu nedenle tarımsal uygulamalardaki girdilerden biri olan bitki koruma ürünlerinin belirli kurallar çerçevesinde uygulanması son derece önemli olan bir husustur. Bu nedenle Avrupa Birliği, çevre ve toplum sağlığı üzerinde pestisit kullanımı kaynaklı risklerin tarımsal üretimde maddi kayba yol açmadan, hem risklerin hem de miktar olarak pestisit kullanımının belirgin bir şekilde azaltılması ve pestisitlerin sürdürülebilir kullanılmının sağlanması hedefiyle “6. Çevre Eylem Programı” kapsamında yayınladığı “Pestisitlerin Sürdürülebilir Kullanımı için Strateji” belgesini 2006 yılı itibariyle kabul etmiştir Bu strateji ile bitki koruma ürünlerinin kullanımının izlenmesi ve kullanımlarının azaltılması, kullanıcıların eğitilmesi, bilgilendirilmesi konularını kapsayarak bitki koruma ürünlerinin insan ve çevre sağlığı üzerine olumsuz etkileri en aza düzeye indirilmesi amaçlanmaktadır
2009/128/AT sayılı Avrupa Birliği direktifi ile pestisitlerin sürdürülebilir kullanımı ile ilgili çerçevenin belirlendiği ortaya konulmaktadır. Ancak bu direktifin üye devletlerde uygulanmasına 25 Kasım 2011 tarihinde başlanmıştır. Direktifin, temel hususu değerlendirilecek olursa, insan sağlığı ve çevre üzerine olan etki ile risklerinin azaltılması için sürdürülebilir bir pestisit kullanımının sağlanmasıdır. Bu nedenle entegre zararlı yönetimi ve kimyasalların kullanılmadan alternatif yöntemlerin göz önünde bulundurularak zararlılarla mücadele hususları yer almaktadır.
Direktifte dikkat çeken noktalar
  • Ulusal Eylem Planlarının oluşturulması
  • Bitki koruma ürünleri uygulama aletlerinin zorunlu testleri
  • Bitki koruma ürünlerinin kullanımı konusunda danışmanların sertifikalandırılması
  • Havadan spreylemede yasakların konulması (başka yerlere taşınım nedeniyle)
  • Sulak çevreler, halka açık ve koruma alanları için özel düzenlemeler
  • Bitki koruma ürünlerinin insan sağlığı ve çevreye olan zararlarının göz önünde tutularak depolanması ve imha edilmesi şeklinde sıralanabilir.
Avrupa Birliği’ndeki son yıllardaki uygulamalar son bir kez değerlendirildiğinde, bitki koruma ürünlerinin çevre ve insan sağlığına olan olumsuz etkilerinin en az düzeye indirilmesi konularında çalışmalara yoğunluk verilmiştir. Ayrıca ruhsatlandırma sisteminde yapılan düzenlemeler ile bölgeler arasındaki farklılıklar göz önüne alınarak bitki koruma ürünlerinin daha etkin bir şekilde kullanılmasına dikkat edilmektedir.
Bitki Çeşit Hakları:
Bitki çeşit haklarının korunmasına dair sistem; Topluluk bitki çeşidi haklarına ilişkin 27 Temmuz 1994 tarihli ve 2100/ 94 sayılı Konsey Tüzüğü ile kurulmuştur. Bu sistem, tüm bitki çeşitleri için verilmiş fikri mülkiyet haklarına tüm birlik içinde geçerli olacak şekilde izin verir. Yeni bitki çeşitlerine yönelik olarak endüstriyel mülkiyet hakları için tek ve münhasır biçim olarak bir Topluluk bitki çeşidi hakları sistemi belirlemiştir. Sistem, Topluluk Bitki Çeşitleri Ofisi (CPVO) tarafından yönetilmektedir. Topluluk bitki çeşidi hakkı, Tüzükte bir mal varlığı hakkı olarak tanımlanmıştır. Hak, tüm Üye Devletlerde ileri sürülebilir ve korunur; ancak bu hakkın hukuki tasarruflara tabi tutulması sırasında hangi Üye Devletin hukukunun uygulanacağını saptamak gerekmiştir. Bu çerçevede Tüzük, bazı bağlama kuralları öngörmüştür. Topluluk bitki çeşidi hakkı, hukuki tasarruflara konu olma açısından, hakkın sicile kaydı esnasında hak sahibinin ikametgâhının veya merkezi bir işletmesinin bulunduğu Üye Devlette, eğer bu tarih itibarıyla hak sahibinin ikametgâhı veya merkezi bir işletmesi bulunmuyorsa temsilcisinin ikametgâhının veya bir işletmesinin bulunduğu Üye Devlette tanınmış bir fikri mülkiyet hakkı kabul edilir.
Topluluk bitki çeşidi hakkı devredilebilir, haczedilebilir, lisans sözleşmesine konu olabilir, bu hak üzerinde CPVO tarafından zorunlu lisans hakkı da tanınabilir. Tüzükte ayrıca, hakkın iflasın konusunu teşkil etmesi açısından, bu konuda Üye Devletler için ortak kurallar öngörülünceye değin, iflas işlemelerinin ilk başlatıldığı ülkede iflasa konu olacağı hükme bağlanmıştır.Biyolojik koşullarda geliştirilen farklı yeknesak, durulmuş ve yeni bitki çeşitleri ıslahçı hakkı kapsamında koruma konusu olmaktadır. Tescil sırasında bitkiye/tohuma verilen isim, markaya benzer bir fonksiyon icra etmekte, koruma diğer pek çok yönü itibariyle patent korumasına benzemektedir.

Bitki çeşit haklarına ilişkin rejimin uygulanabilmesi için tüzel kişiliğe sahip Topluluk Bitki Çeşidi Ofisi (CPVO) kurulmuştur. Topluluk Bitki Çeşitleri Ofisi, 1994’te kurulmuştur. Bir mülkiyet hakkı olarak kabul edilen ve yeni bitki çeşitlerini geliştiren özel ve tüzel kişilerin haklarının AB düzeyinde korunmasını içeren sistemin uygulanması amacını taşımaktadır. Topluluk bitki çeşidi hakkının tanınması ile ilgili tek yetkili mercidir. Başvurular doğrudan CPVO’ya veya yetkili ulusal ajanslara yapılır. Başvuru sürecinde üçüncü kişiler başvuruya CPVO nezdinde itiraz edebilirler. CPVO başvuruyu kabul eder veya reddeder. CPVO ayrıca Topluluk bitki çeşidi hakkının hükümsüzlüğüne veya iptaline karar verebilir. Son olarak, CPVO, Topluluk bitki çeşidi hakkı üzerinde zorunlu lisans hakkı tanınmasına izin verebilir. CPVO, birlik ajansı olarak yasal statüsünü kazanmıştır. CPVO, esas olarak çeşitli ücretlerin ödenmesinde kendisi otofinansmandır.


Tohum ve Fide Kalitesi:

Avrupa tohum endüstrisi, gıda ve yem zincirinin temel tedarikçisi konumundadır. Tüketici sağlığının tam anlamıyla korunabilmesi için gıda zincirindeki her bir halkanın diğerinden daha güçlü olması gerekmektedir. Bu çerçevede, AB’de tohum ve fide kalitesine ilişkin Direktif oluşturulmasının sebepleri arasında bitki sağlığı açısından kullanıcıya, satın alınan tohum konusunda güvence verilmesi amacıyla bir sertifikasyon sisteminin uygulanması ile çeşit özelliği ve saflığı, çimlenme kapasitesi ile spesifik saflık açısından tohum garantisinin sağlanması yer almaktadır.
AB’de tohum ve fide kalitesine ilişkin mevzuat, tarla bitkileri, sebze, asma, meyve, orman ve süs bitkileri, muhafaza edilen çeşitler, ortak kataloglara ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır. 12 Direktiften oluşan bu düzenlemeler ile kullanıcılarının beklentilerini karşılayan yüksek kaliteli tohum ve bitki çeşitlerine ait bitki çoğaltım materyalinin serbest dolaşımını temin etmek hedeflenmektedir. AB direktifleri, satış için teklif edilen tohuma yönelik minimum kalite standartlarını tarif etmektedir. Ancak, AB direktiflerinde, herhangi bir tohum kaynaklı hastalık için standart belirlenmemiştir. Bununla birlikte, üye ülkelere, yurtiçi üretimde ek önlemler veya daha katı önlemler uygulama hakkı, dolayısıyla tohum kaynaklı hastalıklar için de standart belirleme hakkı getirilmiştir.

AB Veterinerlik Politikası

AVRUPA BİRLİĞİ HAYVAN SAĞLIĞI STRATEJİSİ (2007-2013)


Komisyon tarafından Avrupa Parlamentosu, Konsey, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi ve Bölgeler Komitesi’ne Bildirim [COM(2007)539 son-Resmi Gazete’de yayınlanmamıştır]


Birinci Sütun: AB Müdahalesinin Öncelikleri


Topluluk eylemleri hayvan sağlığı tehditlerinin analizine dayanmalı, bu analize göre ‘kabul edilebilir risk seviyesi’ ve riski azaltmak için öncelik verilecek alanlar belirlenmelidir. Topluluk, sıfır riskin mümkün olmaması sebebiyle, riski göz ardı edilebilir seviyeye indirebilmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca Topluluk, sağlığa karşı potansiyel ciddi bir tehdit varsa ancak bunun bilimsel kesinliği yoksa tedbir prensibini uygulamaktadır. Riskler niceliksel hedeflerle yönetilerek, kaynaklar araştırılarak ve kaydedilen ilerleme değerlendirilerek analiz edilecektir.


İkinci Sütun: Çağdaş Hayvan Sağlığı Çerçevesi


AB, hayvan sağlığını korumak ve konuya ilişkin mevzuatı geliştirerek daha etkili hale getirmek için Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) kılavuzları ve CodexAlimentariusile uyumlu, tek bir düzenleyici çerçeve hazırlamak amacındadır.
Üye Devletler, AB’nin dış sınırlarını hastalık salgınlarına karşı korumayı ve egzotik hastalık salgınlarına karşı alınacak önlemlerde yol gösterici olmayı hedeflemektedir. Hayvan sağlığı konusunda sorumluluk öncelikle hayvan sahiplerine ve toplu halde endüstriye düşmektedir. Stratejinin başarılı olması için sigorta sektörü de dahil olmak üzere tüm tarafların birbirlerine tamamen bağlı katılımcılar halinde çalışmaları gerekmektedir.


Üçüncü Sütun: Hayvan İlişkili Tehditlerin Önlenmesi, Gözetim ve Krize Hazırlıklı Olmak


Çiftlikte biyogüvenlik önlemlerinin geliştirilmesi ve finansmanı, bölgelere ayırma ve bölmelere ayırma yöntemlerinin önemli bir kaynağıdır.
Hayvansal kökenli gıdaların ve hayvan yemlerinin hareketleri, değişim kontrol sistemive her hayvanın tanımlandığı belgeye dayanan bir sistem kullanılarakbelirlenmekte ve izlenebilmektedir.
İnsanların ve tarım ürünlerinin sınır geçişlerini kesintiye uğratmaksızın sınır biyogüvenliğini geliştirmek için tasarlanan önlemler mevcut mevzuatı geliştirmenin ve gümrük kontrollerindeki taraflar arasında işbirliğini sağlamanın yanısıra, gelişmekte olan ülkelere Topluluk standartlarına ulaşabilmeleri için teknik yardım da sağlamaktadır.


Dördüncü Sütun: Bilim, İnovasyon ve Araştırma


AB, halk sağlığı ve hayvan sağlığı alanlarında bilimsel ve teknolojik gelişmeyi desteklemektedir. Bu amaçla Topluluk, ulusal referans laboratuvarları ve Avrupa ajanslarından (özellikle Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi ve Avrupa İlaç Ajansı) işbirliği yapmaları ve bilimsel çalışmalarda anahtar rol oynamaları istenmektedir.
Gıda güvenliği sektöründe inovasyon ve araştırma, Araştırma için Yedinci Çerçeve Programı ve Hayvanların Korunması ve Hayvan Refahında Topluluk Eylem Planı gibi bir dizi araca dayanmaktadır.
***************************************************************************


Veteriner Kontrolleri, Hayvan Sağlığı Kuralları, Gıda Hijyeni

• BİLGİ ALIŞVERİŞİ VE DOĞRULAMA YÖNTEMLERİ
o TRACES Sistemi (2003/623/AT sayılı Komisyon Kararı)

Ticaret Kontrol ve Uzmanlık Sistemi (TRACES),AB içindeki ve AB dışından gelen hayvanların ve hayvansal kökenli ürünlerin hareketlerini izlemek için tek ve merkezi bir veri tabanı oluşturmuştur.
Özellikleri:
  •  Bilginin elektronik ortamda iletimi
  • Yasal referans verilerin merkezi yönetimi
  • Diğer bilgi sistemleri ile birlikte çalışabilme
  • Çok dillilik
İşletmeler TRACES sistemine dahil olarak bağlı oldukları yetkili otorite tarafından kayıt altına alınabilirler. Hayvanların ya da hayvansal kökenli ürünlerin Avrupa Birliği içindeki ticaretinde bilgiler, hayvan ya da hayvansal ürünün köken aldığı Üye Devletin yetkili otoritesine gönderilir. Form kontrol edildikten sonra otorite nakli geri çevirebilir ya da onaylayabilir. Hayvan ya da hayvansal kökenli ürünlerin Avrupa Birliği dışından ithalatı veya transit geçişinde, sınır kontrol noktalarındaki resmi görevli hayvanları/hayvansal ürünleri ve veteriner ithalat belgelerini kontrol ederek nakli geri çevirir veya onaylar. Bu bilgiler naklin yapıldığı Üye Devletin yetkili otoritesine, transit geçişin yapıldığı ülkelerin merkezi veteriner otoritesine ve gerekli tüm kontrol noktalarına gönderilir.
  • CIS Sistemi (515/97 (AT) sayılı Konsey Tüzüğü)

Bu düzenleme, gümrük bilgi sistemini (CIS) açıklamaktadır. Ortak bir bilgisayar ağı, Üye Devletlerin gümrük idareleri ve Komisyon tarafından, her Üye Devlette ve Komisyon’daki uçbirimler yoluyla ulaşılabilen merkezi bir veri tabanı şeklinde hazırlanmış ve geliştirilmiştir.

CIS Sistemi, Topluluk gümrükleri veya tarım mevzuatının korunmasına, araştırılmasına ve ihlallerin takibine yardımcı olur. Aynı zamanda Topluluk ve üçüncü ülkelerin gümrük bölgeleri arasında hareket eden mallarla ilgili bilgi alışverişini sağlar.
Yalnızca Üye Devletler tarafından yetkilendirilmiş otoritelerin ve Komisyon’un CIS verilerine doğrudan erişimi vardır. Uluslararası ya da bölgesel organizasyonlar özel izinle CIS verilerine erişebilir. İstisnai koşullarda, belirli veriler diğer ulusal otoritelere veya üçüncü ülkelere gönderilebilir.
  • Ulusal İdareler Arası Karşılıklı Yardım (89/608/AET sayılı Konsey Tüzüğü)

Bu Direktif, Üye Devletlerde veteriner ve zootekni konularında mevzuatı izlemekten sorumlu yetkili otoritelerin mevzuata uyum sağlamak içindiğer Üye Devletlerdeki yetkili otoritelerle hangi yollarla işbirliği yapacağını ortaya koyar.
Üye Devletler veteriner ve zootekni konularındaki mevzuatla uyum için faydalı kabul edilen her bilgiyi, özellikle bu bilgi Komisyon’un menfaatine ise Komisyon’a iletmelidir.
 
  • Gıda Güvenliği Kontrol Otoritelerinin Eğitimi ([COM(2006)519 son-Resmi Gazete’de yayınlanmamıştır])
Bu bildiride Komisyon, gıda güvenliği konusunda Topluluk mevzuatının onaylanmasından sorumlu olan ulusal otoritelerin personel eğitimi için çeşitli seçenekleri değerlendirir. Bu programlar üçüncü ülkelerden katılımcılara, özellikle gelişmekte olan ülkelere, Avrupa Birliği’nin ticari partnerleri ile uluslararası işbirliği ve iletişimi geliştirmek amacıyla, açılabilir.
Topluluk kuralları gıda, yem, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve bitki sağlığı alanlarını kapsar. özellikle Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), CodexAlimentarius, Uluslararası Bitki Koruma Konvansiyonu (IPPC) ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından, ulusal düzeyde girişimlerin uygulanmasını sağlar.
*************************************************************************

• ÜÇÜNCÜ ÜLKELERDEN İTHALAT VE TOPLULUK İÇİ TİCARET

  • Ürünlerin İthali (97/78/AT sayılı Konsey Direktifi)

Bu Direktif, üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlere uygulanır, özellikle:
  • Hayvansal kökenli gıda ürünleri
  • Hayvan yemleri
  • Enfeksiyöz ya da kontagiyöz hayvan hastalıklarının yayılma riskini artıran bitkisel ürünler
  • İnsan tüketimi amacıyla kullanılmayan yan ürünler
Bu direktife göre üçüncü ülkelerden gelen tüm ürün sevkiyatları Avrupa Birliği piyasasına girmeden önce veteriner denetimine tabi tutulmalıdır. Bu denetimler sınır kontrol noktalarındaki yetkili otorite tarafından, resmi veteriner hekim sorumluluğunda yürütülür.
Bu denetimler:
  • Belgelerin Kontrolü:Sevkiyata eşlik eden veteriner sertifikaları ve belgelerin doğrulanması.
  • Kimlik Kontrolü: Eşlik eden sertifika ya da belgelerde verilen bilginin ilgili ürüne karşılık geldiğinin doğrulanması.
  • Fiziksel Kontrol: Ürünlerin (paketleme, sıcaklık, örnekleme ve laboratuvar testleri sonucu) AB mevzuatının gerekliliklerini karşıladığının doğrulanması.
Hayvan sağlığına ya da halk sağlığına karşı ciddi bir tehdit oluşturan durumlarda Komisyon ithalatı askıya alabilir ya da ilgili üçüncü ülkenin bir bölümü veya tümüne ithalat konusunda özel koşullar getirebilir.
 
  • Canlı Hayvan İthalatında Denetimler (91/496/AET sayılı Konsey Direktifi)
Bu Direktif, dış sınır kontrolleri ve üçüncü ülkelerden gelen canlı hayvanların Topluluk içi hareketleri ile ilgili düzenlemeleri tanımlar.
Veteriner Kontrolleri
Bu Direktife göre üçüncü ülkelerden gelen tüm canlı hayvan sevkiyatları Avrupa Birliği piyasasına girmeden önce veteriner denetimine tabi tutulmalıdır. Bu denetimler sınır kontrol noktalarındaki yetkili otorite tarafından, resmi veteriner hekim sorumluluğunda yürütülür.
Bu denetimler:
  • Belgelerin Kontrolü: Her bir hayvan sevkiyatına eşlik eden sertifikaların ve veteriner belgelerinin doğrulanması.
  • Kimlik Kontrolü: İnspeksiyon yöntemi ile belge ya da sertifikalardaki bilgilerle hayvanın ve varsa vücut işaretlerinin yerlerinin karşılaştırılarak doğrulanması.
  • Fiziksel Kontrol: Hayvanın kendisinin kontrolü, imkanlar dahilinde örnekleme ve laboratuvar testleri de dahil olmak üzere, uygun olduğunda karantina süresince ek kontrollerin yapılması.

Sınır Kontrol Noktaları


Bu Direktif sınır kontrol noktalarının Komisyon tarafından onaylanması için hangi koşulları sağlamaları gerektiğini ortaya koyar. Onaylanmış sınır kontrol noktaları Resmi Gazete’de listelenir.


Bilgi Sistemleri


Komisyon,TRACES sistemi ile sınır kontrol hizmetleri ve Üye Devletlerin veteriner otoriteleri arasında, karşılıklı bilgi alış verişi sağlanmaktadır.


Üçüncü Ülkelerden Gelen Hayvanların Transit Geçişi


Bu Direktif üçüncü bir ülkeden bir diğer üçüncü ülkeye hayvan naklinin koşullarını ortaya koyar. Gerektiğinde yetkili otorite hayvanları karantinaya almaya, yeniden ihraç etmeye ya da mezbahaya göndermeye karar verebilir.


Güvenlik Önlemleri


Üçüncü bir ülkede hayvan ya da halk sağlığına ciddi bir tehdit oluşturacak bir hastalık mevcutsa, Komisyon söz konusu ülkeden hayvanların girişini yasaklayabilir ya da ithalat veya transit geçiş için özel koşullar getirebilir.
 
  • Belirli Hayvanların ve Bunlara Ait Semen, Ova ve Embryolarının Topluluk İçi Ticareti ve İthalatı (92/65/AET sayılı Konsey Direktifi)
Bu Direktif, özel bir Topluluk mevzuatında belirtilmeyen canlı hayvan, sperm, ova ve embryoların ticareti ve ithalatı için gereken hayvan sağlığı koşullarını ortaya koyar.


Bu Direktifin Kapsadığı Türler


Bu Direktif, hayvanat bahçesi hayvanları, toynaklılar (ungulatlar) ve özel direktiflerin kapsamadığı kuşlar, develer, arılar, tavşanlar (lagomorflar), minkler, tilkiler…vb, ve pet hayvanları olan kedi, köpek ve dağ gelinciğinin ticaretinde gerekli olan hayvan sağlığı koşullarını ortaya koyar.
  • Hayvan sağlığı ve Halk Sağlığı: Diğer Hayvansal Kökenli Ürünler (92/118/AET)

Bu Direktif, hayvansal kökenli belirli ürünler, özellikle insan tüketimi amacıyla kullanılan hayvan bağırsakları, insan tüketimi amacıyla kullanılan işlenmiş hayvan proteinleri, toynaklı hayvanların ve kanatlıların kan ve kan ürünleri, kanatlı eti ve çiftlik av hayvanlarını kapsar.
Hayvansal kökenli herhangi bir yeni ürünün ticareti veya ithalatı için Konsey tarafından yetki verilmeli, bunu takiben Komisyon tarafından değerlendirilmeli ve uygun bulunursa Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) görüşü alınmalıdır. Bu değerlendirme ciddi bulaşıcı hastalıkların, sadece ürünün köken aldığı hayvan türü için değil, hastalığı taşıyabilecek, hastalık odağı olabilecek ya da insan sağlığına karşı risk oluşturabilecek diğer türler için de yapılmaktadır.
  • Safkan Hayvanların Pazarlanması
Bu Direktif sığır, domuz, koyun, keçi ve at dışındaki safkan hayvanların ve bunlara ait semen, ova ve embryoların pazarlanması ile ilgili kuralları ortaya koyar.
Aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır:
  • Üretici organizasyonları ya da derneklerinin onaylanması için gereken kriterler
  • Pedigri kayıtlarının yapılması için gereken kriterler
  • Safkan hayvanların yeniden üretilmesi ya da semen, ova ve embryolarının kullanımı için gereken kriterler
  • Pazarlanmaları için gereken sertifika

Gıda Güvenilirliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası Faslı

12 NOLU GIDA GÜVENİLİRLİĞİ, VETERİNERLİK VE BİTKİ SAĞLIĞI POLİTİKASI FASLI

12. Fasıl adından da anlaşılacağı üzere başlı başına kapsamlı üç konu başlığı olan gıda güvenilirliği, veterinerlik ve bitki sağlığı alanlarına ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır. Avrupa Birliği müktesebatının büyük bir kısmıbu fasıl kapsamında yer almaktadır.
Bu fasıl üç ana başlıktan oluşmaktadır;
 
 
- Gıda Güvenilirliği;
Gıda Güvenilirliği, tüketicinin korunması, bilgilendirilmesine yönelik hijyen ve sunum kuralları, gıda güvenilirliğinin teminine yönelik mekanizmalar ve denetimlere yönelik düzenlemeleri içermektedir. Ayrıca, gıdanın işlenmesi ve piyasaya sürülmesiyle ilgili, özellikle hayvansal gıdalar için daha sıkı olan hijyen kurallarını da içermektedir.
 
 
- Veterinerlik;
Tarım mevzuatının önemli bir bölümünü oluşturan veterinerlik mevzuatı esas itibarı ile canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerin topluluk içi ticareti, hastalık kontrol ve eradikasyonu, AB dışındaki ülkelerden gelecek ürünlere ilişkin teknik ve idari düzenlemeler ile hayvansal kökenli ürünlerin üretiminin kontrolüne ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Alt-başlık altında aynı zamanda, hayvan hastalıklarının bildirimi, hayvanların kimliklendirilmesi ve hareketlerinin takibine ilişkin gerekli idari yapılara ve mekanizmalara ilişkin kapsamlı düzenlemeler bulunmaktadır. Canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatı için ayrıntılı kuralları ortaya koyan mevzuat, ithalatın belirli ve bu konuda özel olarak teçhiz edilmiş sınır kontrol noktalarından yapılmasını gerekli kılmaktadır.
 
 
- Bitki Sağlığı;
Bitki ve bitkisel kökenli ürünlere zarar veren organizmaların kontrolü, dikim amaçlı bitkilerin ticaretinde bitki pasaportunun kullanılması, zirai mücadele ilaçlarının ruhsatlandırılması işlemleri, iç ve dış karantina tedbirleri, bitkisel kökenli ürünlerde zirai mücadele ilaçları kalıntıları, tohum ve fide kalitesi ve bu ürünlerin pazarlanmasına ilişkin kurallar yer almaktadır.
 
12. Fasıla ilişkin müzakere çalışmaları 2006 yılında gerçekleştirilen tanıtıcı ve ayrıntılı tarama toplantıları ile başlamıştır. Tanıtıcı Tarama Toplantısı, 9 – 15 Mart 2006 tarihlerinde, Ayrıntılı Tarama Toplantısı ise 24 – 28 Nisan 2006 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.
Tanıtıcı tarama toplantısında Avrupa Birliği (AB) müktesebatı Türk yetkililerine tanıtılırken, ayrıntılı tarama toplantısında Türk mevzuatı ve uygulamaları AB mevzuatı ile karşılaştırılarak AB yetkililerine anlatılmıştır. Bu toplantıların ardından, AB tarafı Türkiye’nin AB müktesebatına uyum açısından durumunu, mevzuatta ve uygulamadaki farklılıklarını ortaya koyan ve atılması gereken adımların yer aldığı Tarama Sonuç Raporunu hazırlamıştır. Takip eden süreçte bu rapor çalışmalara rehberlik etmiştir. Sonraki dönemde, Tarama Sonuç Raporu çerçevesinde bir takım açılış kriterleri belirlenerek tarafımıza gönderilmiştir.
 
Açılış kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmaların AB tarafından yeterli görülmesinin ardından 30 Haziran 2010 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen 9. Hükümetlerarası Katılım Konferansı’nda 12. Fasıl müzakerelere açılmıştır.
 
Bu fasla uyum sağlanması ile işlenmiş ürünler dâhil olmak üzere Türk tarım ürünlerinin, sağlık, kalite ve standart olarak AB tarafından güvenilir bulunmuş olmakla, bölgemizde ve dünyada pazara girişte kolaylık ve rekabet gücü kazanması, tüketici güveni seviyesinin yükselmesi, farkındalığın artması beklenmektedir.

''